31 Aralık 2013 Salı

Gece gece yemek yemek çok çok sağlıksızdır :@

[2* (gece + yemek + cok)] + sağlıksızdır.

doğruluğuna kesinlikle katıldığım durum.

şimdi bir düşünün. gece saat 2'ye geliyor. yediğiniz akşam yemeğinin üstünden 6-7 saat geçmiş, mideniz kazınıyor. mutfağa giriyorsunuz, buzdolabındaki sucuğu çıkartıp 8-10 dilim kesiyorsunuz. tavayı ocağın üstüne koyup azıcık tereyağı ekliyor ve ocağı yakıyorsunuz. sucukları tavaya attıktan 1-2 dakika sonra üzerine 2 yumurta kırıp sarısı katılamayacak şekilde pişiriyorsunuz. bir parça ekmek alıp sarılardan birini ufak dokunuşlarla patlatıyorsunuz. akan kısma birazcık tuz ve karabiber ekip ekmeğinizi banıyor ve ağzınıza götürüyorsunuz. akabinde de bir parça sucuk atıyorsunuz ağzınıza. tavayı 3-4 dakika içerisinde tertemiz hale getiriyorsunuz.
sonra ne oluyor? sağlığınız zarar görüyor. kolesterol, kalp, şeker bilmem ne oluyor.
bu nedenle asla gece gece yemek yememeliyiz. 


ayrıca;
sensin sağlıksız :@

Bu Japon bildiğin Atatürk dostum :S


Japonya'daki meiji ilke ve inkalapları (meiji restorasyonu) isimli bir kitap okuyordum, okudukça insanın aklına yüce Atatürk geliyor:D tokyo'nun göbeğinde "Meiji Shrine" diye aratın adına yapılmış harika bir tapınak ve gülhane ağaçları gibi yüksek ağaçlı bir mini orman var. o tapınak kapısına bayıldım, bu yaz oradayım inşallah.

Yüksek lisans tezimide seçmiş oldum böylece. Meiji ve Atatürk üzerinden ortak bir konu hakkında birşey olabilir. Meiji'nin Atatürk'ten şansı bence; japonların ekseriyetinin çok gerici yobaz olmaması ve ota boka hoplayan organize yobazlar barındırmaması nedeniyle kolaylıkla başarıya ulaşmış yaptığı inkilaplar. şans işte.

Özetle adamın yaptıkları;

~18. yüzyılın sonunda japonya'da modernleşme yani batılalaşma sürecini başlatan meiji japonya'yı günümüzün en güçlü ilk 3 devleti arasına sokmaya başarmış.

1868 yılında togukava sogunluğuna (osmanlının askeri versiyonu) son vererek hakimiyeti ele geçiren imparator meijinin modern bir japonya yaratmak adına ekonomik ve sosyal alanda gerçekleştirdiği yeniliklerle dolu 10 capon yılına denk gelen dönemin adı ve getirdikleridir. kitapta meiji resterasyonu dedikleri şey bildiğin Atatürk inkilapları. aynı zamanda şairmis de rahmetli.


Başkent kyoto dan tokyo olmuş bu dönemde (bizde de istanbul dan ankara olmuştu)
demiryolu yapılmış ilk defa (Atamızda demir ağlarla örmeye çalışmıştı yurdu)
meiji anayasasi kabul edilmiş(atamızda osmanlıyı 21 ve 24 anayasası ile selam çakmış kendisine)
sonra ekonomik gelişme ve genişlemeyle yerinde duramamış caponcuklar,
cenk edelim demişler çinlilerle, yenmişler bunları,durmamış ruslarla kapısmıslar onlarıda yenmişler dünya şok, abartmış kore ye tayvana da sarkmışlar, onları da almışlar, vermişler sonra geri,iyice kudurmuşlar o dönem.

1912 de meiji nin ölümüyle de sarsılmış, toparlanmaya ugraşmişlardır. . bir de tokyo da meiji tapınağı varmış, yukarıda da yazdığım gibi göremedik daha ama kısmet inşallah.kısaca meiji restorasyonu bugünkü japonya nın temellerinin atildiğı, japon tarihinde önem arz eden bir dönemdir. minik tatlı caponların yakın tarihindeki dönüm noktalarındandır.

bu dönemin ilginç yanı yapılan batılılaşma çalışmaları giyim kuşam gibi kültürel alanları da kapsamaktadır ve bizde muhafazakar çevrelerin bir ara kullandığı "japonlar gibi geleneklerimizi koruyup batının teknolojisini alalım" klişesinin temelsiz olduğunu göstermektedir.

-1872 yılında çıkartılan bir kanunla her kadın ve erkek japon için ilköğretimimn zorunlu hale getiriyor, biz de zorunlu eğitim cumhuriyet ile mi başlıyordu hatırlayamadım şimdi.

almanya devlet yapısı ve fransa anayasası çalışılıyor. 1889’da anayasa ilan ediliyor. (onlarda bizim gibi anayasayı avrupadan alıyor)

millet meclisi oluşturuluyor, siyasal partiler kuruluyor.

şinto dini yaygınlaştırılıyor; budacılık bastırılıyor.shinto yu budizmden ayri tutmaya karar veren ve bu kararında azmedip, bütün shinto mabedlerini devlet kontrolü altına bizdeki diyanet benzeri bir kurum ile alıyor. japonyadan ortadoğudan çıkmış japon külürüne uymayan bütün dinleri; hristiyanlık, islam ve yahudiliği uzak tutuyor ama anladığım kadarıyla en çok çinlilerin sevdiği budizmle uğraşıyor.

harf inkılabı yapılmaya çalışılmış, kısmen de olsa başarılı olunmuş dönemdir ayrıca. japoncanın çinceden daha kolay yazılmasını sağlayacak yumuşatma ve basitleştirme hareketleri yapmış.


kısaca doğunun ahlakıyla batının teknolojisini birleştirmek adına birşeyler yapmış, bayıldım adamın yaptıklarına. bizdeki bazı kafalarda hiç oturup düşünmüyor bu Türkiye neden ortadoğu çöplüğüne benzemiyor diye. işte Allah vesile etmiş Atatürk gibi yüce bir adam çıkarmış karşımıza şefefsizler çanakkale yazısı yazıyor içinde Atatürk'ün A sı yok. Hadi Türk ve Atatürk düşmanısınız bari Liman von Sanders 'den bahsetseydiniz iki kelam:)


Erkanşii ile Hakk'a Doğru (hadin kore'ye)
ne güzel büssürü soru birikmiş hazır ramazanda niyetliyken cevap vermeye başlayalım bakalım vakit çabuk geçecek mi:D beni facebook'ta, kakaotalk'ta efendim nasıl olduysaa taa whatsapplarda buldularda gönderi vediler soruları. bazı sorulara baktım kore ile ne alakası var çözemedim, bazı sorular kafa sorulardı sevdim güldüm:D soruları cevaplamadan önce size kore ile ilgili son yazdığım şarkıyı söylemek istiyorum. şuanda çok açım, son derece gıcığım ve sinirliyim, sizinde sinirinizi bozayım biraz:D

"kore'ye gidelimmm bir yeoja alalım
kore'ye gidip bir yeoja alıp napalım
mucuk mucuk muah diye yumulalım
şapur şupur şapur şupur öpelimmm.

kore'ye gidelim bir oppa alalım
kore'ye gidip bir oppa alıp napalım
yaw he he he diyelim
şapur şupur şapur şupur öpmeyelim."

nasıl yeterince siniriniz bozuldu mu sayın okuyucularım:D napayım aç ve susuzum yaa. böyle şeyler yapmazsam nası geçer bu zamannn..bu şarkıda nerde geldi aklıma xD aha burada orjinali, tıklayın daha da gıcık olun hıh;
https://www.youtube.com/watch?v=VEuCEQCtEF8
melodisiyle, beni benden alan bir şarkı yaaa. happırı huppuru happırı huppuru yiyeeeelim... off of. süperrr...neyse kore sorularına cevaplarrrr;

kullandığın sosyal hesaplar neler, soru sormak için;
yonsei üniversitesi çıkışlı olduğum için özellikle bu üniversite, öğrenci yurdu ve sinhon şehri hakkında özellikle soru alabili, çeşitli tavsiyelerde bulunabilirim. kakaotalk kullanmayanlar  haricindeki sosyal hesaplarım;
kakaotalk; erkanshi
instagram; https://www.instagram.com/erkanshi/
twitter; https://twitter.com/erkanshi
line;
erkanshi
interpals.net; erkanshi

kore'ye nasıl gidebilirim? çok net sordum sanırım.
kore'ye gitmenin istanbul'dan ankara'ya gitmekle mesafe dışında hiçbir farkı yok. kore'ye giden koreyi görmüş insanlar özel kişiler değiller. bazen sağdaa solda görüyorum kore'ye gitmiş insanları kıskamalar falan, nasıl kıskanabilirsin? sende gidebilirsin. gidememene sebep neler olabilir! yaşın 18'den küçüktür ailen izin vermiyordur. Vize derdin yok, kısa süreli bir pasaportu ediniyoruz, ardından bizi maddi olarak zorlayacak 2 şeyi hallediyoruz uçak ve konaklama. Uçak olayını geliş-gidiş skyscanner.com.tr dan tarihler arasında oynayarak, aktarma yani 2. uçak arası bekleme süresini azıcık artırarak uygun fiyata biletimizi buluyoruz. şimdi baktım gidiş geliş kore çin havayollarında 1.200 liraya bilet buldum ama çin hava yollarında 2 gün bekledikten sonra kore'ye gidiyor, orada takılırım dersen durma. 2.seçenek emirates ile 1.460 tl'ye buldum, bu benim sevdiğim bir havayolu abudabi de 4 saatçik bekliyorsun sadece. konaklamaya gelince booking.com'dan veya benzer bir siteden uygun fiyatlı hotel, hostel arıyoruz, ararken daha önce oralarda kalmış kişilerin bıraktığı tavsiye yorumlarına mutlaka bakıyoruz. erkek bir okuyucuysan şuanda havalar güzel, e kore'de oldukça güvenli bir ülke! neden han nehri civarı bir bank'a oturup sabahlamıyorsun! veya üniversitelerin kampüsüne git oralarda büssürü banklar, oturacak yerler falan. Sinchon'da çok öyle yerler var, ormanlık bir alana kurulmuş kampüs, bunu deeyebilirsin veya interpals.net gibi sitelerden koreli arkadaş edinip onlarda misafir olaraak kalabilirsin. Bu konaklama işine sonra ayrıntılı gireriz ama ortalma 2.000 tl harcayarak kore'de 5 gün kalabilirsin. 2000 tl de kazanılmıyacak bir para değil. yani kore dediğin yer vize alması sorunlu bir amerika, avrupa değil veya coğrafi zorlukları yüzüden eşitli tehlikeler barındırdığı için gidilmesi kolay olmayan alaska, afrika, dağılmış sovyet ülkeleri, şeriat ile yönetilen ülkeler, meksika kolombiya gibi uyuşturucu batağna batmış, içinde aslan kaplan timsahı bol ülkeler değil bu kore dediğin yer. biraz uzak sadece. şuanda kalkıp kore'ye gidemiyorsan bu kore'nin değil senin suçun :@


kore buram buram kokuyor diyorlar! 
bak yaa! kore'ye gidipte böyle yorum yapanlara acayip sinir oluyorum belki de onları dövmek! taam taam sakinim oruçlu olduğum için durduk yere agesifleştim sanırım:@ eyy arkadaş yemek pişen yer kokar. Senin ülkende pis pis sokakta pişen kuyruk yağlı kebaplar, kokereçler, pastırmalar falan kokmuyor mu! geçen gün pazardan geçtim sağda açıkta turşu satıyor adam solumda ekmek arası balık burnum ne hale geldi sen düşün. kore'de de yemek pişen yerler kokuyor evet. Soya sosu, susam yağı, sarımsak (adamlar sarımsak yemezlerse gebercekler sanki, herşeyin içinde) kimçi kokuyor evet. eee? lakin kore'nin koktuğu falan yok efendim kendine has hoş bir kokusu var. marketlerine girdiğimde, yurtta kaldığım odaya çıkan koku falan çok güzeldi ama bak tropikal iklime sahip tayland, malezya falan kokuyor evet. hele güneşin acayip olduğu nemin arttığı mevsimde insanın kendisi de kokuyor, meyve sebze herşey çabucak çürüyüp kokuyor. (bu iki ülkenin güzel mevsimini yakalarsanız dünyanın en güzel doğa kokularını alırsınız, o bitki örtüsü hiçbiryerde yok) neyse gel gelelim bir meyve var! ismi "durian" arkadaş bu nasıl bir meyvedir ya. uzakdoğunun resmen leş gibi kokan meyvesi. ben bu meyveyi gördüm hayattan soğudum. Kate upton bana baksa bundan bir ısırık al da gel erkan içimden geldi bikere yumulayım sana dese (fanteziye bak) direk kovarım onu herhalde. uzakdoğu görrmüş tanıdıklarınıza bu meyveyi sorun onlar anlatacaklardır bu leş meyveyi. bu durian denen ucube lağım kokan meyveyi çekikgözlülerin çok sevmesini, dünyadaki herşeyi yemek ile ilgili olan hırslarına ve durıan'ın "yeme beni" demesine bağliyorum. inat etmiş adamlar. He bu arada Türkiye çok güzel kokan bir ülke değil, özellikle Türk insanında banyo yapma problemi var sanırım, leş gibi kokuyor herkes, uzakdoğulular vücut olarak kokmuyorlar en azından. Durian görünce kaçıyoruz evet.

erkan abi acill taktik ver! koredeyim koreli kız eve geliyo ev boş
sende eve git ev boşsa kız sıkılır ne yapacak boş evde.

koreli kızı ilk buluşmada nereye götürmeliyim?
kızla ilk buluşmada yenilebilecek müthiş lezzet tabikiside tavuk dönerci. kızı ilk buluşmada götüreceksin güzel bir tavuk dönerciye ve test edeceksin. acı biber tuşlarını yemiyorsa onla olmaz. baktın turşuyu gömüyor, hatta garsona "bunun daha acısı var mı?" diyorsa o kız tavuk döner kadar müthiştir. ounla evlenilir o kız sevilir. ya ilk buluşma için kasma kendini:D git otur biyere işte, tek taş zamanında kasarsın:D

kore'de konaklama ve yurtta kalma, ev kiralama seçenekleri neler?
eğer öğrenci olarak gidilecekse ilk olarak öğrenci yurtlarına bakmakta fayda var. genellikle ucuz ve konforlu oluyorlar ayrıca ev gibi ince şeylerle uğraşmıyorsun odana girip yatıyorsun. benim okuduğum yonsei üniversitesinde karşılıklı 2 tane öğrenci yurdu vardı. sk global house ve international house. sk global house da odalar daha geniş, tek ve iki kişilik oda seçeneklerin olduğu diğerine göre biraz lüks ve pahalı bir yurt. internaional house ise daha ucuz ama bir odada 4 kişi kalıyorlamış diye duydum, çinliler, hintliler falanda çok vardı orada. ödemeler 1 yılda 4 kere, 3 ayda 1 ödeniyor. Seul dışındaki üniversitelerin öğrenci yurtları ücret olarak daha uygun gördüğüm kadarıyla. geçmiş yazılarımdan birinde bu yurdu ayrıntılı olarak inceleyip anlatmıştım galiba.

ev kiralama olayı çok boktan bir olay kore'de. adamlardaki mantık şu. bir ev için aylık ödenen kira bedeli havaya uçmuş veya çöpe atılmış para gibi, e korenin yüzölçümüde küçük olunca adamlar şöyle bir sistem geliştimişler. Sen çok yüksek miktarda depozito adı altında para veriyorsun ev sahibine. Bazılarıda anahtar parası adı altında hava parası alabilirler. Ev sahibi o parayı başka işlerde kullanıp değerlendiriyor ve paradan para kazanıyor. Evden çıkarken ev sahibi sana depozitonun tamamını geri veriyor. Yabancı öğrencilerin artmasıyla aylık kiralanan evler ortaya çıkmaya başladı ama onlarında kiraları yüksek..Depozito ücretide şöyle belirleniyor; şimdi diyelim bir studyo daire kiralanancak, dairenin satış değeri 100,000,000 won. Depozito 40,000,000–90,000,000 arası oluyor, bu miktar evin lokasyonuna ve durumuna göre belirleniyor, hee tabi anahtar parası hariç. sanki dükkan kiralıyorsunda hava parası istiyor zevzek adam ya. He birde bazı adamlar ne diyo biliyor musunuz sen Koreli değilsin , depozito hariç aylık da 5,000,000 – 30,000,000 won arası bir para istiyorum. aylık parayı geri vermezmiş. ev kiralama işi gerçekten sıkıntı kore'de ya. Ben gangam da kafa dağıtmak için 14 günlüğüne bir daire kiralamıştım ama çok uğraşmadım bi koreli tanık yardımcı olmuştu. Bu arada Gangam zengin sosyetik bir yer deniliyordu ama benim kaldığım yer gangam değildi heralde:D demekki varoş kesimlerde varmış orada. He son not bu ev kiralama olayı Seul şehrinde böyle boktanlaşıyor, o yüzden millet yakın şehirlere Suwon'a falan taşınıp, günü birlik Seul'e geliyorlar. Diğer şehirlerde gittikçe insaflaşıyo bu ev kiralama olayı. He birde kontratlar en az 2 yıllık yapılıyor, o yüzden dikaktli olun. Aklıma gelmişken emlakçılarda bazı terimler görceksiniz onlarıda şuraya not olarak düşeyim;
-Jeonse (전세) – Bu ev kiralama türünde kiracı büyük miktarda depozito ve lanet anahtar parasını yatırır lakin hiç aylık ücret ödemez. Çıkarkende anahtar parası hariç tüm depozitoyu geri alı.
-Wolse (월세) - Kiracı önemli bir miktarda depozito öder, anahtar parası olmaz lakin aylık kira öder bizdeki gibi bu.
-Key Money – Aha bu anahtar parası, bu varsa istenilen kısımda ev sahibin insafına kaldınız. biraz kendinizi sevdirirseniz belki bu parayı ödemezsiniz, belki şirinlerde sizi görebilir.
-Gwanlibi (관리비) - Bu çok sinirimi bozmuştu:@ çünkü anahtar parasından sonra yavşak koreli ev sahibi bide bunu istedi benden :@ bina bakım ücreti, temizlik, cart curt..aylık kiraya yansıtcakmış. Keşke vursaydım bitane bunu istediğinde içimde kaldı :@

Ben ev sahipleri ile şuradan kontak kurmuştum; http://cafe.naver.com/kig
baya ilan var ama malesef tamamen korece be...belki bir koreli arkadaşınız yardımcı olur. Birde ben artık Türkiye'deyim bu yazdıklarım tamamen yaşadığım, gördüğüm ve tecrübe edindiğim şeylerin yazıya dökülmüş hali. günümüzde bazı şeyler, rakamlar, kanunlar değişmiş olabilir. Ama sonuçta aşağı yukarı bunlarla muhatap olcaksınız.

Birde Goshiwon (고시원) denen yerler var. çok küçük özel odalar aylık 250 bin won falan. Ben onlara şuradan bakmıştım http://goshipages.com/ ama yemekler falan ortak yeniyordu. çoğu sever sanki bu goshiwon denen yerleri. benim yurt odası çok konforluydu beğenemedim oramları hıh:D
Birde Hasukjip (하숙집) denen yerler var. Öğrenciler için kampüslere yakın. Ben bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim han gibi yerler, genellikle manyak bir ajumma işletiyor buraları:D hamam böceği görmüştüm odada :S

Yaaa nasıl unuturum. Üniversiteye kabul aldınız diyelim öğrenci işlerine mail atın kalcak yer arıyorum diye, onların yakın civardaki yerlerle anlaşması var. Size bir liste atıyorlar en azından Yonsei de böyleydi, diğerleride yardımı olurlar muhtemelen.

koreliler neden ağızlarına maske takıyorlar?
hani bize balkanlardan ve sibarya üzerinden soğuk hava dalgası geliyor ya:D bu korelilerin üzerinede çin üzerinden çöl tozları ve pis hava geliyor. bazı mevsimler maskesiz dolaşamıyor adamlar, çok hasssaslar kıyamam ben onlaraaa^^ ve bu çöl tozlarının oluştuğu mevsim dışında görmüşseniz muhtemelen muhtemelen estetik ameliyatı sonrası ağzı yüzü morarmış yamulmuş bir koreli ile karşılaşmış oluyorsunuz tebrikler:D

kore'de teelefon kullanma, hattım çalışır mı?
3G ve 4G telefonların kullanımı Kore'de mümkün. Ama hattınızı öylece kullanmaayın Kore'de. gelmeden önce bir yurtdışı konuşma paketi ayarlayın yoksa dönüşte ağlarsınız faturayı görünce.  Kore'de rahatça internete girmek için cep telefonu ve hat kiralayabilirsiniz. Girin bir telefoncuya pasaportunuzu gösterin yeter. Bu çok kolay birşey çok fazla kafaya takmayın.

kore'deki eletrik şebekesi türkiye ile farklı mı? şarj sıkıntısı çeker miyim?
Kore bizim ülke gibi 220 voltluk elektrik sistemine sahip. Mesela Amerika farklı. Buda Türkiye'de kullandığınız bütün elektrikli aletlerinizi Kore'de de kullanabilirsiniz demek oluyor.


kore'ye evlenip giden türk kızları neden sarışın oluyorlar? dikkatimi çekti ya
bak ben bunu böyle düşünmemiştim hiç. dur bakayım kaç tane koreli ile evlenipte kore'ye taşınmış türk kızı biliyorum. Ummm 7 tane...Evet bunların 5 tanesi sarışın. neden acaba, hiçbir fikrim yok Gamze'yi Bursadan biliyordum o kız kore'ye gitmeden önede sarışındı. özel birşey aramak gerekiyor mu neden böyle bilemiyorum, sen sorunca farkettim ben de.

blog sayfanı neden sık güncellemiyorsun
ben blog tutmuyorum malesef. bu blog'u açmamın tek nedeni sağda solda (forum, sözlük, godesu, facebook falan) yazıp bıraktığım küçük büyük tüm yazıları bir çatı altında toplayımda kore ile ilgilenenlere yardımcı olsun diye çabaladım. bi günsözlükte takılıyorum kore hakkında bir yazı gördüm. aa ne güzel benim kafadan bir arkadaş galiba yazısını beğendim, dur şuna bir meaj atayımda arkadaş olalım diye düşündüm. profiline bir tıkladım, o da ne! benim eski mail adresim. o kişi benmişim, unutup gittiğim bir hesapmış, kendi yazımı tanıyamamışım. böyle çok var sağa sola yazdığım yazı, mesaj. zamanında çok takılmıştım forumlarda falan. işte onları bu blog üzeride toplamaya çalışıyorum.

18 yaşına girdiğin gün ne hissettin? ne değişti hayatında? o zamanlar kore'yi seviyor muydun?
babam bir anahtar verdi ve "neden garajdaki kırmızı mustang'ini alıp kimberly ile şehirde bir tur atmıyorsun evlat?" dedi. sarıldım babama. bundan önce de tüm aile cornflakes yiyerek kahvaltı etmiştik. kahrolası arabayı tyler'ların posta kutusuna vurdum, sol kapı çizildi. sinirlendim, lanet köpeklerini öldürdüm. sonra lanet fedareller ve si-ay-ey falan. ne değişcek hayatımda ben de o zamanlar üniversite için ders çalışan ergen bir tiptim ki o zamanlar çin kültürü Bruce Lee, Jackie Chan ve Japon kültürü yaygındı. Kore kültürü 2004 yılından sonra yavaş yavaş kendini göstermeye başladı ve ne olduysa 2006 yılından sonra salgın gibi yayıldı bu Kore kültürü tüm Dünyaya.

duyunca hayatını değiştiren hiç unutmadığın bir söz var mı? varsa ne ?
"adam sandık eşeği, alnımıza değdi bi şeyi." oluyor mu:D kore ile alakasını çözemedim sorunun ama çin atasözlerine bayılıyorum ben yaa. şu müjdat gezen ile şener şen'in çin atasözlü filmi var ya işte ona ben kopuyorum.
- çamaşır ipi mi daha gerekli yoksa çamaşır mandalı mı poing pooo...?
+ ikisi de olmazsa olmaz çin pong pui xD

bu japonlar neden çok uzun yaşıyorlar?
bence japonlar gözleri kısık olduğu için uzun yaşıyor olabilir. ekran parlaklığı gibi, şarj uzun gidiyo.

en işe yaramaz şey?
araya yastık koymak.

sevgilim tango kursuna başladı abi, kore'ye giderse devam edebilir mi?
yaww:S sevgilini tango kursuna mı gönderiyorsun, neden ki:S bu yemek kursu veya dil kursu değil. yapma etme gel sen beni dinle sevgilini tango, salsa kurslarına falan gönderme^^ aklıma tonguç arkadaştan gelen mesaj geldi. sana da göstereyimde bir derin düşün bence;

"kızarkadaşım başlayalı yaklaşık 2-3 hafta gibi kısa bir süre olmasına rağmen sanki 40 yıllık bir tangocuymuş gibi dans edebiliyor.
tabii bunda şüphesiz hocası reşat bey'in emeği çok ama çok büyük. yani öyle ki dans kursunun kapalı olduğu zamanlarda bile kendi evinde sevgilime özel dersler verdi.
yeri geldi geceleri dahi çalıştılar. sevgilim 1 haftadır reşat bey'lerde yatıp kalkıyor düşün artık erkan abi.
allah tuttuğunu altın etsin. sevgilimin üzerinde çok emeği var çoook.
aşkım benim yaaaa. umarım emeklerinin karşılığını alırsın.
seni seviyorum.
erkek arkadaşın tonguç."

şuan olsada yesem dediğin yemek??
hiçbir şey yiyemem şu an, fazlasıyla tokum. çay yaparsan içerim. "şuan" faciasını görmezden geliyorum, ama o "da" ları ayrı yaz en azından. oruçluyum yaa ne yeme içmesi :'(

domuz eti yememeyi başarabildin mi?
domuz eti yemeden dönebilen varsa helal olsun derim...Ben bir müddet dayanmaya çalıştım sonra koyverdim :P tabiki dikakt edersen domuz eti yemezsin ama yağları falan, noodle dan tut, çikolatalara kadar herşeye bulaşmış durumda. çok dikkatli olmak gerekiyor.

kore'de aç kalır mıyız? gidesem ne yicez oralarda ya?
yerel yemeklerin hepsine önyargıyla yaklaşmamak gerek diye düşünüyorum, mutfakları biraz tatlı ağırlıklı evet, ama kesinlikle bizden daha iyi besleniyorlar. Bu da neden ortalama yaşam sürelerinin bizden on yıla yakın bir süre ileride olduğunun sebeplerinden biri olsa gerek. bir acı sever olmama rağmen seul'de bu tarz besinlerini tüketirken deliler gibi kızardığımı, cildimin kıpkırmızı olduğunu ama bir yandan da "yom yom yom..." gibi anlamsız ama lezzet belirten sesler çıkardığımı itiraf etmeliyim. bu dediklerimin dışında şekerli sebze yemeklerinden size gına gelecektir. ama biftekleri mükemmel. türkiye'de böyle lezzetli dana, kuzu eti kalmadı! cips, şeker, sakız sever bir kişi olarak burayı cennet ilan ediyorum. tadımsal hazzın anavatanı burası olmalı.

koreli kızlar gerçektede çok güzeller mi? en güzel kızlar hangi uzakdoğu ülkesinde?
sabah elime çin gazetesini aldım kahvaltılık birşeyler almaya gidiyorum. yolda japon maikosan'ı gördüm;
+ gittikçe güzelleşiyorsun sen.
- ay çok teşekkür ederim.
+ az daha git.
- nasıl yanee?
+ git git biraz daha git...

:D  şaka şaka yakında da gayet hoş ve sevimliler en azından ben severim böyle kısa boylu minyon tipleri. kızları genel olarak bakımlı, makyajlı olduğundan güzeller. pek çok hatun kızımız mini etek ile takılıyor. parmakarası terlik giyen manyaklar bile gördüm. zaten genç nüfus çok fazla kanları kaynıyor diyeceğim fakat yine de evlilik oranları her sene biraz daha azalıyor. evlenmeyi geçtim sevgili bile bulmuyorlar. varsa yoksa süsleniyorlar. estetik ameliyatlar için kliniklerin önünde kuyruk oluyorlar. bence japon kızlar çok daha güzeller, japonlarda çok fazla estetik olayı yok çünkü doğuştan güzel ve tatlı oluyorlar genelde ama korede aa çok güzelmiş dediğimiz kişinin yolu bir kere olsun estetikçi abilerin odalarından geçiyor.

türkiyedeki erkekleri yakışıklı bulmuyorum ama koreli erkekler çok yakışıklı
esenlerde mi yaşıyorsunuz diye soru sorarak cevap vermek istiyorum.hayır net bir gerçek var yolda yürüyün her zaman güzel kız oranı yakışıklı erkek oranından fazladır kabul. açık ve bariz ortadadır bu. eli yüzü düzgün standart bir erkeğe yakışıklı demezseniz tabi bunada kabul biz türk erkekleri çok yakışıklı değiliz ama koreli erkek nedir ya. korede güzel kızları var ama yakışıklı erkek pek göremedim. ya da yakışıklı olma kriteri ne bilmiyorum zira hepsi birbirine benziyor. türkiye'de olsa kıro diye yargılayacağımız kıyafetlerle insanlar sokakta dolaşıyor. çorap ve terlikle gezen kadınlar, takım elbisenin altına spor ayakkabı giyen erkekler falan. ama kimse yadırgamıyor zira herkes öyle. genellikle spor kıyafetler tercih ediliyor. çizme, topuklu ayakkabı falan giyen çok nadir. bir diğer dikkat ettiğim şey, erkeklerin hiçbirinde sakal yok. daha 1 tane bile sakallı birini görmedim kendimi o bakımdan bakımsız mağara adamı gibi hissediyordum bazen üşenip sakallarımı kesmediğim günlerde ama napsın adamlar çıkmıyor ki sakal falan.

türkiye'de güzel kızların çok az olmasının sebebi
sanırım genetik. başka izahı yok, edirne'yi geçiyorsun çok güzeller var, karadeniz'in üst kısmına gidiyorsun daha iyileri var, latinlere hiç bakmıyorum çarpılırız, heryerde çok ama burada yok. mu dememi bekliyorsun. türk kızları gayet hoş, bunların kıymetini yurtdışına çıkınca anlıyorsun malesef. çok konuşma bir türk kızını kap, bi ömürde bırakma onu.

kore'de insanlar çok kibar ve nazik sanırım. burada bi adam otobüste kadına yer vermedi
bravo adama ben kalkayımda sen otur dememiş.. benim yaşadığım yerde de inek gibi teker teker boş koltuklara yayılıyor kadınlar sonra adamlar yanlarına oturunca tribe giriyolar. Koca otobus götlerinin keyfine tahsisedildi sanıyorlar zaar..yaa şu korelilerin ne kadar kibar ve nazik olduğu masalını bırakır mıyız lütfen. gördük orada ne durumda olduklarını:)

hangi kore dizilerini seviyorsun?
"beni kabul etmen ya da etmemen seni; ama benim birinden hoşlanıp hoşlanmamam beni ilgilendirir." vay be ne güzel bir replikti. Ben winter sonata, I'm sorry I love you ve Coffe Prince dışında çoook bir favori dizi edinmedim, 2013 den buyana da dizi mizi izlemiyorum malesef.

kore ilk ve ortaöğretim okulları hakkında bilgi istiyorum
önce Güney Kore'deki eğitim sistemiyle ilgili bana ilginç gelen bilgileri aktarayım.
beklendiği üzere, güney kore’de eğitim sistemi teknoloji kullanımı açısından fena halde gelişmiş.
güney kore’, tüm ilk ve ortaöğretim okullarında yüksek hızlı fiber optik geniş bant internet erişiminin olduğu dünyadaki ilk ülkeymiş. okullarda dijital ders kitapları kullanan dünyanın ilk ülkesi de yine güney kore olmuş. Okul yılı bizdeki ve dünyanın çoğu ülkesindeki gibi Eylül’de değil, Mart’ta başlıyor Kore’de. Güney Kore’de öğrenci olmak çook zor ve çoook sıkıcı bana göre. ilkokul süresi Güney Kore’de 6 sene. Çocuklar 3. sınıf itibariyle ingilizce öğrenmeye başlıyorlar. Öğrenciler kaç saatlerini okulda geçiriyor dersiniz? ilkokuldaysa 5 saat, ortaokuldaysa 8 saat, lisedeyse 12 saat !
Öğrencilerin okul dışında bir de bizdeki dersaneler karşılığı olan özel akademilere gidip ve ek dersler alması Kore’de yaygın görünüyor. ingilizce’den matematiğe, bilimden kompozisyon yazmaya, piyanodan Çin kaligrafisine ne ararsanız var akademilerde.
liseli piçler mevzusu... bunlar resmen çete olmuşlar. insanlara karşı bir taşkınlıklarına tanık olmadım ama bir anda çok süratli bir şekilde organize olarak çoğaldıklarını gözlemledim. yakuza'nın alt kademe sokak çetelerine özenmiş gibi duruyorlar. liseli veya değil illa birisiyle takışacaksanız kalın sesle "YAA" diye bağırın. meali noluyo lan gibi bir şey. 
üniversiteye girmek için lisede öğrenciler her sömestir bir test almak, ayrıca lise son sınıfta da merkezi bir sınava girmek zorundalar, nam-ı diğer "ölüm-kalım sınavı". koreliler beni fena halde tröllemedilerse üniversite giriş sınavı tam 9.5 saat sürüyor! sınavın olduğu gün bütün korede hayat duruyor, önceden sınava girmiş öğrenciler sabah elinde pankartlarla yeni sınava gireceklere moral veriyor falan. çok acayip birşeydi o ya. sanırım ırka dayalı bir millet olmalarından kaynaklanıyor bu, hepi kocamaan bir aile gibi.
Tüm bu mücadele, daha iyi bir üniversiteye girmek ve rekabetin akıl almaz boyutlarda olduğu Kore’de daha iyi bir hayat kurabilmek için.
OECD ülkelerindeki, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin mutluluk düzeyini karşılaştıran bir araştırmaya göre; Güney Kore son sırada!
Güney Kore, dünyada intihar oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Toplum liderleri (eski cumhurbaşkanı mesela) ve ünlüler arasında da yaygın intihar, bu yüzden ekstra göze çarpıyor Kore’deki bu intihar eğilimi.
Elimdeki az veriye baktım, bunun nedenlerine dair biraz beyin jimnastiği yaptım. Durumu "Korelilerin çok rekabetçi bir ortamda yaşamalarına, mükemmelliyetçi yapılarına, güçlü toplumsal bağlara ve bunlarla gelen büyük yüke" bağladım. yani bu ülkede okula başladığın andan itibaren köpek gibi çalışmak zorundasın. ders çalışmak, okulda başarılı olmak yetse iyi. ağır sınavlara gireceksin; performans anksiyetesi yaşamak, sınav günü hasta olmak gibi lükslerin yok (üniversite sınav sonuçlarının açıklandığı Aralık ayı intihar oranı tavan yapıyormuş).

koreliler nasıl bir hayat yaşıyorlar, korelilerin günlük hayatları nasıl?
iyi bir üniversiteye girdin diyelim. yetti mi, yetmedi. güzel olmak zorundasın (“Estetikliler cenneti” ülkelerin başında geliyor Güney Kore, önceden yazdığım yazılarda çokça değinmiştim bunlara). Bir ameliyattan değil, bir dizi ameliyattan bahsediyoruz burada. iş ve görücü mülakatlarında elenmemek için, güzellik mühim şey!)
•ameliyatla hadi gözü, elmacık kemikleri, dudakları düzelttin. vücut ne olacak? sağlıklı beslenme ve düzenli spor şart! (bayıldığımız Koreli oyuncuların o vücutlara ulaşmak için günün 6 saatini spor salonunda geçirdikleri söyleniyor. değer mi bebeğim, gel ben sana bakarım:P. kızların neredeyse tamamı sıfır beden, oğlanlar onlardan iri değil. yaşlılar bile şişman değil yahu; haftasonu dağ bayır yürüyüp duruyorlar. böyle bir ülke işte Kore, tüm güzel gün hayalleri emekliliğe bağlanmış).
okulda iyi kötü başarıya ulaştın, tekvandodan piyanoya bir dizi sportif ve sanatsal becerin var, tipi topladın, fena olmayan bir işe girdin. Unutma! Tüm bu çaba, Batılılar gibi bireysel çıkarların için değil sadece; ülken, milletin, ailen için aynı zamanda. Sabah 5'de kalkacak, iş bitene kadar çalışacaksın. Çalıştığın şirket iyi olursa, ülken iyi olur! Fazla mesai kavramını zaten aklına bile getirmiyorsun, çünkü ciddi bir milli kalkınma bilinci yerleştirdiler sana.
•şimdi sınıfına uygun bir eş bulma zamanı. şilenin onaylamayacağı birine gönlünü kaptırma boşuna, muhtemel kazanamayacağın bir savaşta gereksiz yıpranırsın! en güzeli yılda 10-15 bin dolar masraf yapıp, ‘eş bulma ajanslarından‘ kendine uygun bir karı/koca ayarlamak. (Kore'de evlenemeyen orta yaş üstü erkekler Vietnam, Kamboçya, Filipinlerde yine ajanslar aracılığıyla evleniyormuş). Paranda mı yok ve güzel bir işe giremedin kolayı var!!! Türk kızları...Türk kızları Kore'ye gelebilmek için herşeyi yapabilirler ve son zamanlarda koreli erkeklerde bunun farkında. tek yapman gereken sosyal ortamlarda korecan kız avına çıkıp onlara evlilik teklif etmen. evlilik olayınıda hallettik.
Bitti mi? Yok canım, daha yeni başlıyoruz:) Önünde 30-40 yıl sürecek bir iş hayatı var. Çocuklar büyüyecek, onların ‘akademi’ masrafları, ameliyat paraları… Bu arada sana vaktiyle yatırım yapmış ebeveynler artık emekli, ilgilenmemek olmaz (Toplumsal bağların çok güçlü olduğu bir ülke Kore. Aile ve toplumun onayını almak çok önemli. Onur, gurur gibi kavramlar da içlerine işlemiş. Toplumun onaylamadığı, kusurlu bir insan olmak zor Kore’de. Olur da hata yaparsan, toplumun dışına itilirsin). Bizim dinciler ırkçılığı götünden anlamış, bunlara kim akıl verdiyse ben Türk'üm deme ırkçılık olur kafatasçılık olur, Türk milliyetçiliğini ayaklarınızın alttına alın falan diye beyinlerini yıkamışlar. Kendi milletini ırkını sevmekberaber güzel biyere gelmek ırkçılık değildir. Irkçılık diğer milletleri sırf o ülkede doğdu diye dışlamak, kötülemek, deri rengine göre muamele yapmak. Irkçılık o. Dincilerin derddinide anlıyorum ben ama neyse...Al işte Japonya, Kore ve Amerika kendi ırklarını seven ülkeler ve Dünyadki durumları. (bu arada dinci ile dindar ayrımını karışttırmıyoruz değil mi. ben de bir dindarım ama dinci değilim. dinci din satan, insanların dini duyguları ile oynayarak onları kandırarak para kazanan, itibar edine kesimlere deniyor) birde acayip adamlar ya Türk'üm demeye ırkçılık diyen dinciler. Geçenlerde otuuyoruz bir muhabbet açıldı Türk Mürk. Bir herif girdi araya gençler Türk demeyin heepimiz Anadolu insanıyız ırçılık yapmayın bak geçmişte Yunus Emre ne güzel Anadolu kimliği ile sevildi. Bizde onun gibi olsak keşke falan. Dedim laf mı lan senin bu söylediğin hem yunus emre dediğin kişi nasrettin hoca gibi hayali birisi. yaşamış mı yaşamamış mı belli değil. şiirlerine bakıyoruz 13. yüzyıldan da var 18. yüzyıldan da akıllar karışık. adam daha yunus emre'yi gerçek sanıyor bize Türk'çülüğü öğretmeye kalkıyor, ne kadar sinir bozucu ya.. cahillik bambaşka birşey, öyle hikayeler dinlemişler ki küçüklükten buyana adaamlar gerçeek sanıyor yaa..neyse...Koreliler soju içip küfelik olmasın da, ben mi olayım? Koreliler intihar etmesin de, biz mi edelim? 'Fakir ama mutlu' kadar, 'zengin ve mutlu' da yalan. Doğru düzgün bir hayatın sırrı DENGE tutturmak bana göre. Birde herşeye rağmen kendi ırkını sevmekte. Ne mutlu Türk'üm diyene.çok pis gaza geldim beee..

kore'de kaldığın mahalleyi anlatır mısın biraz
sinchon dedikleri bir semtte yaşadım. ben seul'de bi ömür yaşasaydım tercihim yine burası olurdu sanırım. yaşadığım semt özellikle kadlığım yurt odası hemen ewha üniversitesinin batı girişinde bulunuyordu. ewha üniversiesi demek tam 1 milyon kız demek:D hemen yukarıda orman ve gecekondu mahalleleri, hemen sol tarafımda ewha üniversitesi ana kapı, sık sık salata almaya gittiğim orange market ve megabox denen sinema salonu vardı, yine megabox'un arkasında tramway istasyonu var, her saat başı seulstation a kalkıyordu. seulstation'a gidip hemen yukarıdaki marketten haftalık alışverişimi yapıyordum. Sinchon'da özellikle 2 tane çok büyük market vardı ama buraya meze ve salatalar için gidiyordum. Yine adresi yurt odamdan tarif edecek olursak hemen sağımda yonsei üniversitesine giden patika. aşağımda korenin en güzel hastanesi severance hospital, onu biraz geçince sinchon merkeze gidiyordum. orada hyundai department store gibi çok büyük bir alış veriş merkezi, metro istasyonu (metro ve tramway istasyonları farklı) buluşma yeri kırmızı dev aynanın olduğu uplex. g-mart denen kat kat büyüklüğünde alt katında ev yapımı pizza bulunan bir market.
acayip gece kulüpleri var. son bir haftadır okulun partilerine aralıksız katılan ben iyi kötü hakim oldum diyebilirim bu gece kulüplerine. o "utangaç" o "sessiz" kore'liler bir içiyor ki, vay arkadaş.. adamlar çok çalışmalarının acısını bu şekilde çıkarıyorlarmış. örneğin ben, rus'ların iki katı kadar vodka içtiklerini bilmiyordum, öğrenmiş oldum. içtikten sonra deliriyorlar tabii. işte gündüzü gecesi böyle çok hoş bir mahallede yaşadım.

oldboy filmindeki beyin olayı nedir?
şimdi şöyle oluyor. bir hanımefendi düşün. mesela ıtırsu hanım olsun. bu ıtırsu hanımın da tonguçcan isminde bir eşi olsun. biz ıtırsu hanıma eşinden bahsederken "ıtırsu hanım senin 'beyin' ne işle meşgul?" tarzı sorular yöneltebiliriz gayri ihtiyari. işte beyin burdaki beyindir. ya izlemeyin böyle filmler psiklolojiniz bozulmasın. hangisi unuttum ama 2 devam filmide vardı ya bunun mrs. vengeance veya diğer mr. vengeance. hani kardeş kardeşee ensest, ne manyak filmdi o be.

kore'de gece hayatı nasıl?
bu gece hayatı lafınada hastayım aslında, tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum bu lafı duyunca. gece dışarı çıkıp sağda solda gezmek mi, biyere takılıp içmek mi yoksa bir kız bulup ücretli ilişki mi buradan anlamam gereken şey ne hiçbir fikrrim yok. ama hepsine birazcık değinecek olursak;
içki ve sigara kullanmıyorum haliyle deli gibi sağda solda içkili mekan arayışında olmadım hiç ama kore içki bakımından adeta bir cennet hatta marketlerde tuborg, efes gibi Türk biralarıda görmüştüm, adamlar ithal bile ediyor, yetmemişse demek ki.
gelelim paraa karşılığı ilişkiye. bu iş para karşlığı yapmak ne biliyim nasıl mide alabiliyor hiçbir fikrim yok ama gördüklerime bakarsak Seul'de bu iş itaewon civaı dönüyor, birde rastgele taksi ile genelev benzzeri bir yer görmüştüm. büyük camların ardında yarıçıplak kadınlar falan. Fuhuş sektörü ile ilgili bir bilgi vermek istiyorum, kore bir yandan sanki şeriat ile yönetilen bir ülke. bu işleri zorlaştırıcı çok fazla kanun, örf ve adet var lakin gizli kapaklı çok büyük kapaklar dönüyor. Yani fuhuş olayı kore'de var lakin japonya, şanghay ve taayland gibi alenen yüzde yüz serbestlik ile yapılmıyor.

önleyici kanunlara rağmen her 25 kadından birinin hayat kadınlığı yaptığı ülke kore. 15-29 yaş arası kadınların 5'te biri bir veya daha çok kere fahişelik yapmış diye birşeeyler izledim kore'de. fuhuştan gelen para balıkçılık ve tarımdan gelen paranın toplamına eşitmiş. Bu para nerden geliyo diye sorarsan koreli kadınlar fuhuş için Avusturalya'ya gidiyorlarmış, Avusturalya'nin koreli kadın fahişeler ile ilgili sorunları varmış, bizdeki Rus fahişe olayı gibi sanırsam.. devletin yaptığı araştırmalara göre 20'li yaşlardaki erkeklerin 5'te biri her ay en az 4 kere fuhşa para ödemekteymiş. daha kötüsü çocuk ve ergen fuhşu da yaygın. her yıl 200,000 genç evden kaçmakta ve çoğu fuhuş ticaretine düşmekteymiş. bir araştırma kaçan kızların yarısının hayat kadını olduğunu gözler önüne seriyor değil mi? evden kaçan bir kız "öğretmenlerim dahil hiç kimse bana fahişelik yapmanın kötü bir şey olduğunu söylemedi" diyordu ben televizyona şaşkınlıkla baka kalmıştım.
ayrıca koreli erkekler güneydoğu asyadan bu amaçlar için çocuklara müşteri oluyor. çocuk cinsel endüstrisinde bölgenin en büyük müşterisi güney koreymiş.. internet bu amaçlar için kullanılıyor ve yer ve fiyat bilgileri yer alıyor. kore'de blog yazarlığı çok önemli, naver da falan herkes baya birşey yazıyor ve okunuyor bbunlar. yine bir blogcu yazısını hatırıyorum fahişeliğin yaygın ve acayip derecede medeni olduğunu söylüyordu.seul'de zenginlerin çoğu seks sektörü ile diğer bir çok ülkeden daha fazla aşina. seks ve güç bu şehirde birbirine çok bağlı diyor. Tayland'a yaptığım gezide şunu gördüm yaşlı yaşlı Koreli adamlar yanlarına 9 ila 13 yaş arası tayland'lı kızları almışlar mide bulandırıyorlardı.
Eğer öğrenciysen bu işlere hiç bulaşma derim. neden kendine bir sevgili bulmuyorsun veya okul civarı geceklüplerine gidebilirsin Hongdae gibi. Beğendiğim bir kıza birşeeyler içmek isteyip istemediğini sorabilirsin..ki yalnız olduğunu belli edip tek başına içersen elbet birisi gelip sorar sana. sonrası sana kalmış. ama paralı olarak hiç bulaşma derim. hem tehlikeli hem sağlık açısından. bir kere oturuyoruz siyah bir panelvan araçtan kısa etekli uzun bacaklı hamımlar yürrüyerek biryer girdi, yanımıza bir adam geldi isterseniz bu kızlardan birini size yollayabiliriz dedi, teşekkür edip istemediğimizi söyledik ama şok olduğum neydi biliyor musun? kore sokaklarında göremediğim derecede çok ama çok güzel ve bakımlı kadınları gördüm orada. yani o kadar güzel olup neden böyle işlerin içinde olur ki insan. o kızlar istediği erkeklee evlenip mutlu mesut bir yuva kurabilirdi, ben mi çok safım diyorum ve hayret ediyorum, ağzım açık kalmıştı kızları görünce. gitmemeniz iyi olur sonuçta merak da bir yere kadar..

kore güvenli bir ülke mi?
seul'de medeni ve yabancı öğrencilerin bulunduğu semtlerden birinde yaşıyorsanız gecenin ikisinde, üçünde sokaklarda tek başlarına gezen iyi giyimli hatunlar görürseniz şaşırmayın. taciz, rahatsızlık verme, kıyafet sebebiyle genç kızı otobüsten indirme ve benzeri aşağılıklar canım memleketimin davarlarına özgülendiği için burada bu tarz olaylarla karşılaşma ihtimaliniz sıfırdır. kore abazanı büyük ihtimalle genelev sokaklarında stresini atmaktadır. fakat, bu tarz yerlere gidenler toplum tarafından dışlanabilir veee kore'nin varoş semt ve şeehirlerinde durum çok farklı olabilir. tacizler, özellikle işyerinde acizler, liseli kızı sokak ortasında kolundan tuup eve atmaya alışan ihtiyar koreli dedeler...ama bunlar maalesef koreli bayanların sorunu, yabancılara bu yzülerini göstermiyorlar ve adeta herşeyi gizliyorlar. hani aşırı dindarların yaşadığı bir mahalleyee bakarsın..aa ne kadan güzel hiç burada pislik, kötü şey olmuyor ersin ama bilmezsin ki o mahallede neler neeler dönüyorda halı altına süpürüyorlar. he kore'de böyle biryer işte...hırsızlık ve yankessicilik olaylarıda çok oluyor burada. yani burada da karakol ve polisler var. dikkatli olun.

uzak doğu halkı nasıl bu kadar hoşgörülü, iyi ve kibar
vietnam savaşı'na abd'nin yanında katılmayı sağlamış ve vietnam savaşına katılan güney kore askerleri kelimenin tam anlamı ile vietnam halkına karşı soykırım uygulamış, öldürmekle de kalmayıp işkence ve tecavüz gibi vahşetlere de imza atmışlar. bunları okuduğumda şok olmuştum. sonra japonların savaşlarda çinlilere ve ruslara yaptıkları (japonlar çinlileri bir savaşta yenmiş ya. merak edenler "1904 1905 japon rus savaşı" diye araştırabilir. okuyunca inamamıştım 300 yıldır her canı istediğinde osmanlıyı gelip perişan eden rusları japonlar mahvtmiş neyse) işte savaşlarda bu halk çok manyak piskopatlaşıyor. öyle böyle değil. buda sanırım çok aşırı milliyetçi hislerinden kaynaklanıyor. yani sen 2 milyon japona desen ki, beyler japonya'nın kaderi için 2 milyonunuz ölmeli. adamlar hiç düşünmüyor bile. çok acayip. gün savaş sonrası hayatlarında ise evet adamlarda bir hoşgörü ve iyyilik var. o zaman dua edelim bu adamlar savaş moduna girmesinler birdaha:D
özellikle kore tarihi işgallerle geçmiş ülke.bu adamlar önceden çin'in işgali altındaymış. Çin silmiş geçmiş bunları. Bir ara moğollar girmiş. Japonlar işgal etmiş, halende japonlarla sidik yarıştırırlar ve pek sevmezler. Şu anda da fiziken olmasa da abd işgali altındalar.
Buna rağmen ilerleyişlerini bir incelemek lazım. Üniversitelerin bu konuda çalışma yapması lazım...

kore'de yabancılara nasıl davranıyorlar?
insanların size olan tepkileri diyelim koreli bir kızı taktınız kolunuza sevgili yarinizde sokaklarda gezerken kesinlikle ilgi çekersiniz. kore'nin erkekleri "bu kız benim yüzüme bakmayıp neden bu yabancıya gitti..." diye içlerinden geçirirler. kızları sizden etkilenirler. boyunuz ve surat yapınız ilgilerini çeker. ama sakın yarinizin yanında mallaşmayın. sizi gören bazı koreliler, size korece "Oh! Weigookin!" yani mealen "ana, yabancı ya bak!" diyebilirler. bu yaklaşım koreliler'in ırkıçılığından değil ama merak ve görmemişliklerinden kaynaklanır. özellikle, yaşlıların sempatik ve komik davranışlarına güleceğiniz kesindir. aman dikkat, pop star ajdar egosu üzerinize yapışabilir! onun dışında yabancıları görmezden geliyorlar genelde:)

kore'de ulaşım durumu nasıl? metro, taksi, otobüs falan.
güzel şehir. ama trafiği berbat. ağlatıyor tek kelimeyle. trafikteyken beleş wi-fi bulup internete girip facebook, twitter'a baktım nan. taksiler ucuz ama trafiğin yoğun olmadığı zamanlarda kullanılması tavsiye edilir. yüzde 90 kredi kartı kullanabiliyorsunuz taksilerde. metrosu çok dallı, budaklı. kaybolmazsınız ama iki transfer noktası arasında yürürken taksim metrosundan meydana 10 kez çıkarsınız. çok uzun. bir de haritaya kore harfleriyle daha büyük yazdıklarından latin harflere odaklanamıyorsunuz. gözlerimi koreli gibi kısarak okumaya çalıştım çoğu kez, her seferinde kendimi matrikste buldum anasını satiyim. resimden alfabe mi olur lan. bu çinliler de aynı. adama şurada ne yazıyor dedim, 4 karakterden "büyük şehir büyük köprü" diye tercüme etti. yuh dedim ama yalandan şöyle "çok iyi ya" dermiş gibi yaptım.

kore'de yabancıların bol olduğu yerler neresi, özellikle türk ürünlerinin bulunduğu yerler
itaewon tabisi... bizim istiklal gibi. gördüğüm kadarıyla her milletten insan var, sokak şarkıcıları falan. "itaewon'da kızlar teklif ediyormuş" geyiği dönüyor. yolda yürürken önümdeki bebe "dün akşam kızla dans ediyordum, başka 3 kız bana yazdı" diye ballandıra ballandıra anlatıyordu arkadaşlarına. hadi lan diyesim geldi ama ingilizcesi kavga sebebi diye öyle geçtim yanlarından. ama şunu söyleyebilirim, gündelik hayatta göz göze gelmekten imtina eden kore hatunları gece olunca bildiğin atmaca gibi bakıyorlar sağa sola. efsane gerçek olabilir, bilemedim. tabi yine Türk lokantaları ve yabancı hertürlü ürün yine bu itaewon'da.

kore'ye gittin iyi mi oldu?
çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu taam mı.

Kore’ye Yerleşmek: Nasıl Kore’de Yaşayabilirim?

Ölmeden önce gitmek istediğim hatta elimden gelse şuan gidip hayatımın sonuna kadar da orada kalmak isteyeceğim ülke diye hayal kuruyorsunuz ve bismillah diyip bu yazıyı okumaya başladınız. Bu kadar çekici gelmesinin altında tonlarca neden var ama sanırım seni en çok çeken şey o oppaları, nunaları, yeojaları, pardon kültürüne olan merakınız. Ha tabi kabaca hesaplarsanız tatilde gitmenin bile sağlam bir şekilde cüzdana geçireceğini hissedebileceğiniz gibi orada yaşamak için de çılgınlar gibi uğraşmanız gerektiğini anlayabilirsiniz.

Gerek gelen mail’lerde, gerekse çeşitli forumlarda, gerek facebook ve kakaotalk üzerinde en çok maruz kaldığım sorulardan biri de “Kore’ye kapağı nasıl atarım?” sorusu. Bu soruya verilecek cevaplar bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için ne yazık ki pek de parlak değil. Türkiye’yi bırakıp Kore’de yaşamaya başlamak isteyenlerin izleyebileceği sınırlı sayıda yol var. Gelin görelim bu yollar neler.

Öncelikle Türkiye'de ne yapıyorsun, yaşın kaç, nasıl bir insansın, maddi durumun ne, sevdiklerin var mı sorularını düşünüyoruz. 3-5 bin tl maaş Türkiye için güzel bir rakam...asgari ücret ile çalışıyorsan veya 1-2 bin lira (ev varsa belki eşinde buna benzer bir para kazanıyorsa gitmemeyi bi düşün derim ama diğer türlü bi dene) tek çocuk musunuz? annenizin babanızın sağlık durumu nasıl? bunlara güzel cevaplar veriyor, insanların sizi sevgiyle özlemesi dışında akut bir ihtiyacın önümüzdeki beş sene içerisinde olmayacağına inanıyorsanız bence deneyin, fakat akıllıca deneyin, borçla değil birikmiş parayla hareket edin. b ve c planlarınız olsun bir ihtimal aniden geri dönmeniz gerekirse diye.

Zaten demiştim önceden iş ev ayarlanacak vs vs, onları zaten akıl edersiniz diye hiç girmiyorum, yani vize yok bavulumu alır giderim derseniz :S bilemiyorum.Ha ben böyle birilerini gördüm. Kore'den istanbul'a aktarmalı olarak Rus Aeroflot uçağı ile Sheremetyevo Havalimanı'nda aktarma bekliyorum. Bir tane arkadaş Maraş'tan Japonya'ya gidiyormuş. Abisi orada lokantada çalışıyorken, buna atla gel demiş. O da ne eğitim, ne dil ne para varken atlayıp gidiyor, sonu ne oldu acaba o arkadaşın durduk yere merak ettim şimdi, bir şekilde okuyosa selamlar olsun ona nede olsa internet küçük, hani havalimanında bekleşirken Rus kızları hakkında ağzımdan bir espiri çıkmıştı da etraftaki herkes 2 saat gülmüştü :@ (espiri yaptığına pişman olmak) ha işte o adam benim. erkan:p neyse asıl mesele olarak gitmeli mi kalmalı mı derseniz;

Evinizi arabanızı sattınız (veya biraz birikmiş paranızı yanınıza aldınız), esyanızı bir depoya koydunuz, yeni işinize başlamak için yeni şehrinize taşındınız, yeni hayatınızda ilk geceniz, bunu hayal ettiğiniz zaman hafif korkuyla karışık aşka benzer bir heyecan duyuyorsanız doğru yoldasınızdır. stres sizin için henüz kazanılmamış zafer demek ise, çalışmaktan, başarılı olmaktan, inisiyatif almaktan korkmuyorsanız doğru yoldasınız. Aynı şekilde eğer Kore'de küçük Türkiyenizi yaratmaya çalışanlardan olursanız uzun vadede mutsuz olursunuz.

Özet olarak ailenize sorumluluklarınız yoksa, gideceğiniz topluma uyum sağlayacaksanız, hiç durmayın. Türkiye'de olmak benim için ÇOK önemli demiyorsan denemekte yarar var. Gidip, güzel bir şehirde olup da dönmek için yanıp tutuşan tanıdığım olmadı. Ama şu bir gerçek ki Kore'de yaşam dizi ve filmlerdeki gibi değil. Bazen öyle şeyler okuyorum ki sanırsın Kore'de hiç karakol, polis yok varsa bile turitlik amaçlıdır diye düşünüyor insan:D neyse yazıyı uzatmadan madde madde bir bakalım nasıl Kore'de yaşayabilirizzzz....

1. Türkiye’deyken Kore’de İş Bulup Yerleşmek

İmkansıza yakın bir olasılık olan ilk yöntemimiz; Türkiye’de yaşıyorken Kore’de iş bulmak ve sonrasında Kore’de yerleşmek. Neden imkansız? Açıklayayım.

Birincisi, Kore işşizlikten kırılmakta. Burada çalışma izni olanlar bile çok zor iş bulabilmekte. Öyle ki, aynı bölümden mezun olduğum Koreli arkadaşlarımın tamamı Kanada, Avusturalya ve Kaliforniya’ya kapağı attı. Bir kaç kişi de Brüksel’de AB kurumlarında çalışıyor. Dolayısyla sizin Türkiye’de daha hiç bir belgeniz yokken buradaki iş pozisyonlarına başvurup da kabul almanız pek de olası değil.

Diyelim ki çok şanslısınız, işveren sizi istiyor, o zaman şirket sizin adınıza çalışma iznine başvuracak. Bu izni alabilmesi için de o başvurduğunuz işin, tüm  Asya Kaplanları dahilindeki ülkelerin bir Asya Kaplanı vatandaşı tarafından yapılamayacağını, mutlak suretle sizin gerektiğinizi bir şekilde ispat etmesi gerekiyor. Ayrıca size garantör olacak, burada yaşayacağınız süre boyunca belli bir miktar parasını bankada bloke şeklinde bekletecek. Bunları yapacak birini bulmak -amcanız, dayınız değilse- pek mümkün görünmüyor. Ya birde ben burada kurumsal bir şirkette adam gibi bir maaşla adam gibi yaşamaktan bahsediyorum. Lokantalarda garsonluk, çinlilerin arasında fabrika işçisi olmak, benzincide çalışmak, tezgahtarlık gibi az maaşlı ve sizi köle yapan işler farklı. Birde kira sorununuz olacak otuun otuduğunuz yerde. Ha bu nasıl düşünülür. Birisi ile tanışırsın seversin, onunda evi olur, senin yapacağın bu basit işlerle iki maaş birleşir birşeeyler olur ama neden bu kadar şeye katlanasınız ki elin ülkesinde...He birde yazının www.godesu.com alt kısmında Kore'de iş bulabilmek için birkaç kaynak paylaşacağım onlara bir göz atın, şanslıysanız neden olmasın?:)

2. Türkiye’de uluslararası kurumsal bir firmada çalışırken, o firmanın Kore’deki açık pozisyonlarına başvurarak Kore’ye yerleşmek

İlk adıma göre daha olası bir yöntem. Eğer Türkiye’de uluslararası kurumsal bir firmada (Hyundai, Ssangyong, Samsung, LG, Daewoo, Kia, Marine Engineering Co., STX Shipbuilding, Hanjin Heavy Industries ve Construction v.s.) çalışıyorsanız, o firmanın Kore’deki açık pozisyonlarından birine başvurabilirsiniz. Kabul edilirseniz izlenilecek yol yine ilk yöntemdeki gibi olacak fakat bu durumda söz konusu şirket multinasyonel kurumsal bir firma olduğundan tüm işlemleri sizin için kolayca yapacaklardır.

Tabi ki bu adım herkes için değil, Türkiye’de sınırlı sayıda olan nitelikli beyaz yakalı kesim için geçerli. Ayrıca o kalifiyede bir insanın Amerika, İngiltere v.s. varken Kore’ye yerleşmek istemesi pek normal gözükmüyor. Bunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Böyle bir insansan New York'a git, Böylesi Koreliler bile Kore'de durmuyor:D

3. Kore Vatandaşı ile Evlenerek Kore’ye yerleşmek

Evlilik yolu ile önce oturum, sonra da vatandaşlık alarak Kore'ye yerleşmek en kolay yöntemimiz (“karıyı/kocayı nasıl bulacağız?” sorularını duyar gibiyim, arkadaş arkadaşın pezevengidir şeyi ben de çalışmıyor orasını size ve internet'e bırakıyorum:D). İlle de bir Kore vatandaşı bulmanıza gerek yok, herhangi bir Amerikan, Avusturalya ve Kanada vatandaşı ile de evlenip, o ülkenin oturum iznini ya da vatandaşlığını alırsanız, siz de bir Kore vatandaşı olarak Kore'de sınırsızca kalabilirsiniz. O ülkelerle Kore'nin karşılıklı özel anlaşmaları var. Fakat siz yine de Kore vatandaşı ile evlenin ki işler daha basit olsun.

Bir Kore vatandaşı ile evlendikten sonra süresiz oturum izni alıyorsunuz ve Kore’de dilediğiniz gibi yaşamaya başlıyorsunuz. 3 sene evli kaldıktan sonra da Kore vatandaşlığına başvurabilirsiniz. Ama Güney Kore etnik milliyetçi bir ülke olduğundan bazı prosedür ve zorluklar var vatandaşlık için (evet Koreli ile evli olsanız bile :S)

Şunlarıda değinmeden geçemiycem; Koreli ile evlenen yabancı gelin ve damat arasında fark var. yabancı kız tarafına bazı haklar kolay ve yormadan veriliyorken, erkek tarafını ağlatıyorlar, sen nasıl Koreli bir kızı kandırırda evlenirsin lan der gibi. neden böyle yaptıkları konusunda da aklıma birşeyler geliyor ama neyse.

İkinci şeyse bundan faydalanan Koreli erkekler; şu Koreli dizi, şarkılar yüzünden korecan Türk kızı çokça türedi etrafta. bunların bir kısmı aklı başında kızlarken bir kısmıda malesef büyülenmiş gibi. Türkiye'de olsa sevgili, evlenme kriterleri arasında yakışıklı, işi, maddi durumu etken olabilecekken, olay Kore'de yaşamak olduğunda bu üç madde Türk kızları tarafından görmemezlikten geliniyor. Kore'deki Koreli kızların beğenmeyip evlenmediği Koreli erkekler de bu durumun farkına varıp Dünya genelinde Kore hayranı kız arayışınaa girip onlarla evlenme avına çıkmışlar. Bana bile soruyorlar böyle bekar Türk kızları varsa söylesine diye. Ben de kibarca(!) yok diorum öyle kız:S

Erkek tarafına gelince; benim Kore'de Koreli kızlarla, Japon, Tayvan ve kısa süreli Çinli kızlarla ilişkilerim oldu. İlk önce bunlarla çıkmak çok güzel birşey geliyor, yanında bir kız olduğunu hissettiriyorlar sana ama olay evlilik yoluna gidilcekse ben yapamadım. Yani ben Türk yemekleri, futbolu, Türk espirileri yapan, yapılmasını seven bir erkek olarak cicim aylarından sonra bu kızlarla olmuyor. Ne olursa olsun aynı kültürden bir Türk kızı ile evlenin derim, hiç bu kızlarla macera aramayın ama eğitim için gidiyorsanız sevgili olabilirsiniz, hatta olun derim:D Japon kızları daha çok seversiniz gibi geliyor bana. Koreli kızlar çok yoruyor insanı. Bi sabah uyancaksınız hadi dağa gidiyoz yürüyüşe, ne dağı ya sabah sabah diyemiyorsun gidiyorsun paşa paşa. Gece 2 lerde marketlere gidip noodle alışverişi yapmak falan, beyzbol öğrenmeye çalışmak-_- cicim aylarında hoş olabilir ama devamlı devamlı bu kızlar yoruyor insanı, birde miyon tipli hep hoplayıp zıplıyorlar, ya bi 2 dakka otur oturduğun yerde be kadın:@ yani iyi düşünün, baya bir zaman harcayın, o ilk haftaki güzel anların gazına gelip hemen evlenme teklifi etmeyin bu kızlara:D

4. Eğitim amacıyla gidip, sonrasında Kore’ye yerleşmek

Bu da nispeten kolay fakat uzun vadeli bir yöntem. Üniversite eğitimi almaya (lisans, yüksek lisans/master, doktora) Kore’ye gidiyoruz ve bölümümüzü bitirerek mezun oluyoruz. Kore hükümeti Kore’deki bir eğitim kurumundan mezun olan öğrenciler için öğrenci oturum iznini çalışma iznine çevirme hakkı veriyor. 1 senelik bu izninizle iş arıyorsunuz ya da kuruyorsunuz. İş bulduysanız her sene kontratınızı göstererek izninizi yenileyebilirsiniz.

Buradaki sıkıntı da yine iş bulmak konusu. Dediğim gibi, Kore'de kayıtlı/legal bir iş bulmak çok ama çok zor. Bazı yöntemler var onlarıda aşağıda ilgili yerlerde açıklıyorum.

7. İngilizce öğretmenliği; anladığım kadarıyla ingilizce öğretmenliği için herhangi bir diploma şartı aranmıyor bu memlekette... gidip çatır çatır ingilizce öğretmeni olup hayatınızı kurtarabilirsiniz, aklınızda bulunsun diye söylüyorum. Sınıfımdaki bütün yabancı kişiler ingilizce öğretmeni olsam mı burada diyip konuşuyorlardı tüm gün. gidip çatır çatır ingilizce öğretmeni olup hayatınızı kurtarabilmeniz için en az n2 (advanced), hatta n1 (fluent) seviyesinde ingilice bilmeniz gerektiğinide hatırlatmakta fayda var. Diploma istenmiyor derken ingilizce ile alakalı bir bölüm bitirme şartı aranmıyor demek istedim. Bunuda çeşitli TOEFL veya IELTS sınavları ile kanıtlamanızı istiyorlar. Kore'de çok fazla özel anaokulu ve ilkokul var ve bu abiler okullarında Koreli olmayan çekizgözsüz xD insanları ingilizce öğretmeni olarak okullarında görmekten hoşnut oluyorlar. Eğer ders verecek kadar ingilizce biliyorsanız bunu bi düşünün derim, ben bile metroda tip tip giderken yanıma ajummalar gelip torunlarına, çocuklarına özel ingilizce dersi vermelerini istemişlerdi. Avuçlarıma para sıkıştırmalar, telefon numarasını vermeler. çok seviyorlarsa ingilizceyi demek ki.

8. Dil Bilmek / Tercüman Olmak; Sadece Kore'de değil hemen her ülke için geçerli bir meslek. Anadilimiz Türkçe, ingilizceyi zaten öğreniyoruz, birde eğitim aldığımız ülkenin dilini iyice öğrenince Korece gibi. Birde azim edip Kore dil ailesinden bir iki dili kısmen öğrenirsek Japonca gibi. Tebrikler siz artık bir tercümansınız. Neden hemen kendi kişisel bir web sitenizi açıp kendinizi tanıtmıyorsunuz? Kore ile Türkiye arasında çok iş ilişkileri var ve karşılıklı olarak işadamları bu iki ülke arasında devamlı gidip geliyorlar ve gazete, netdeki işsayfaları gibi yerlere kısa dönemli tercüman ihtiyaçları olduğunu belirten ilanlar atıyorlar. Enes Kaya'da bu yöntemle Kore'de kaldı. Kendinizi kanıtlayın reklamınızı yapın, iyi bir tercüman olun.

9. Çok yakışıklı/güzel olmak; Ebeeet dünyanın heryerinde bu tür yakışıklı veya özellikle güzel kızlar için çeşitli pozitif ayrımcılıklar olmakta lakin bu olay Kore'de biraz daha farklı sanki:) hatırlıyorum kaldığım öğrenci yurdunda bir iş ilanı vardı; işte çok iyi düzeyde ingilizce ve korece bilen part-time ofis elamanı aranıyor diye. O da ne?:S bi baktım o ilanın işine korece bilmeyen ingilizceyide eh işte bilen Fransız bir hanım kız arkadaşımız yerleştirilmiş ama güzel mi güzel bir kızdı. demek ki bazı insanlara iş ilanındaki kriterlere gerekmeyebiliyor:P Koreli polislerin güzel bir kıza davranışı bile farklı. Neymiş sizi polis arabasıyla şehirde gezdirebilirim bayan, buda telefon numaram. yavşağa bak ya:D

11. Özel yetenekli olmak; Yine dünyanın her yerinde geçerli iyi ve lisanslı bir sporcu olmak, ressam olmak gibi özel yetenekleriniz varsa yine bu ülkeye yerleşebilirsiniz. Kore'de dikkatimi çeken bir nokta bunlar kafayı piyano ile bozmuş, piyano (böyle mi yazılıyordu lan bu, ben daha yazamıyorum adamlar bayılıyor te allam gıcık şeyler) herneyse piyano veya piyono bunun öğretmenleri çok aranıyor, buda not olarak düşülsün buraya. He bide dokorlar için güzel fırsatlar var, bazı ilanları görmüştüm, ilgi alanıma girmediğinden pek incelememiştim ama baya ilan vardı.

12. Vasıflı eleman veya Yatırım yaparak; Kore'de 400 bin won'luk yatırım yaparsanız yabancı girişimcilere tanınan göçmenlik hakkından yararlanabilirsiniz. Ancak kendiniz ve aileniz hariç en az 10 kişiye iş vermeniz gerekiyor. Birde marangoz ustası, makine ustası, musluk tamir ustası, asfalt ustası, berber falan gibi vasıflı ve yetenekli abileride arıyorlar ama ben size kanada veya avusturalya'ya göç etmenizi tavsiye ederim abi onlar hemen alıyorlar ve daha güzel oralar:D

13. Diğer yöntemler;

Bu yukarıda saydığım yöntemler dışında bazı diğer yöntemler de var..örneğin;

-Kaçak göçmen olarak gelmek... ve seneler sonra hükümet bir af çıkarırsa oturum almak. Bu süreçte nasıl iş bulup da hayatta kalacağınız size kalmış. Unutmayın, yasal oturumunuz yoksa yasal iş de yapamazsınız. Sömürülmeye razı olmalısınız. Kaçak yaşanılan süre boyunca hiçbir haktan yararlanılamıyor ve düşük ücretlerle çalışılıyor. çok sağlam bir finansal durumunuz yoksa 1 hafta içinde açlıktan yorgunluktan zayıf düşmenize 2 hafta içinde ise ölmenize yol açar. Sonuçta Kore'ye gelmek kolay vize istemiyor, al bavulunu gel, tipinde bir sorun (falçata izi falan), piskopat bir duruşun, sabıka kaydın yoksa Kore'ye girmemek için hiçbir sebeep yok. 3 ay kalma hakkın var. 3 ay sonunda pasaportunu ve kimliğini yırtıp çöpe atarsan artık sen orada kaçak bir göçmensin. Hadi Amerika olsa anlarımda Kore için bunu yapıyorsan kusura bakma ama dostum ağır bir salaksın. Kaçak olarak kalmanın şöyle bir kötü yanıda Türkiye'ye döndün ve şansın yaver gitti, düzgün bir iş buldun paranlandın, ya hanımı alıp Kore'ye bi tatile gideyim dedin:D he onu hiç deme, giremiyorsun bi daha:S

-İltica ederek gelmek de bir diğer yöntem. Bunun için de çeşitli belgeler sunuyorsunuz Türkiye’de size nasıl kötü davrandıklarına dair. Türkiye’nin kırsal kesiminden buraya göç etmiş olan düşük eğitimli vatandaşlarımızın izlediği yöntemler temel olarak bu ikisi fakat bizim yazımızın konusu değiller. İltica derken ben ateistim, hristiyanım veya başka bir şeye inanıyorum ülkemde bana kötü davranıyorlar inancımı yaşayamıyorum. Veya ben Kürt'üm, zerdüşüm, süryaniyim ve Tükler bana kötü davranıyor derseniz siz iltica etmiş oluyorsunuz bir ülkeye. Bunu yaptığınız için Türkiye'yi kötülemiş oluyorsunuz ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılıyorsunuz, eğer baya bi Türkiye'yi Türkleri kötüleyerek iltica etmişseniz bir daha Türkiye'ye giremiyorsunuz.

KORE'DE İŞ BULABİLMEK İÇİN KAYNAKLAR;
Yabancılar için Kore'de iş bulabilmek için en güzel kaynak bence bu site;
http://www.eslcafe.com/jobs/korea/

Bu eslcafe gerçekten müthiş bir kaynak, birkaç tane daha paylaşalım;
http://prokorea.club/
ve
http://www.learn4good.com/jobs/language/english/list/country/south_korea/

Bu üç kaynakla özellikle ingilizce öğretme konusunda iş bulabilirsiniz diye düşünüyorum.

"kakaotalk ve line hesabım aynı: erkanshi
yine sorularınızı gönderebilirsiniz bana..."

Velhasıl-ı Kelammmmm....
Önce şunu ortaya koymak lazım.

Göçmenlik için başvuruda bulunmak, göçmenlik kabulu ayrı bir süreçtir.
Göçmenlik vizesi aldıktan ve Kore'ye geldikten sonra yapacakların, hayatının gidişatı, yaşam vs. işleri ayrı bir süreçtir.

oradayken şöyle bir düşünce sarabilir bedeninizi olumlu ve olumsuz olarak iki cümle kurayım ona göre karar verin siz; buradaki hayatımı çok seviyorum aslında ama türkiye'ye döneceğim günü de iple çekiyorum. ailemden birine bir şey olacak diye ödüm kopuyor. annemle babam yaşlanıyorlar. yeğenlerin büyümelerini kaçırıyorum. en sevdiğim kuzenimin nişanını da düğününü de kaçırdım. burda sosyal hayat çok güzel ama tek başına eve dönünce insanın üstüne üstüne geliyor o dışarıdan pek güzel gözüken kore hayatı. insanlar çok saygılı ama ilişkiler çok yüzeysel. esprileriniz türk kültürüyle alakalı olduklarında içinizde patlıyor her defasında. ama beni fişlerler mi diye korkmadan her konuda aklınıza esen her şeyi söyleyebiliyorsunuz. devlete güvenebiliyorsunuz. hakkınızı arayabiliyorsunuz her konuda. kimse ateist ya da homoseksüel olmanızla ilgilenmiyor. kadınsanız sokakta tacize uğrama ihtimaliniz çok düşük oluyor mesela. evliyseniz, çocuk yapmayı düşünüyorsanız, çocuğu bütün o ortadoğu travmalarından uzak yetiştirme ihtimaliniz olacak mesela.

bence bu riski alıp almama kararı tamamen size bağlı. Ben olsam Japonya'ya taşınırdım:D Japonya Kore'den çook çook daha güzel ve geelişmiş bir ülke. üstelik Kore'ye çok yakın feribotla bile gidiliyor:D

Japonya'ya ikinci gidişimde animelerde gördüğüm her şeyin aslında gerçek olduğunu anlamıştım. insanlar, mekanlar, giyim kuşam, yemekler, insan ilişkileri... her şey animelerdeki gibi.

ait olduğum yer. demiştim.

Japonya'ya adımımı attığım ilk anda kendime kendime artık ölebilirim dedim. bir insan nasıl olur da aslında hiç yaşamadığı, hiç görmediği bir yere ait hisseder? buraya geldiğimden beri her şey çok tanıdık geliyor bana. sanki bütün çocukluğum burada geçmiş de sonra başka bir ülkede yaşamaya götürmüşler beni gibi hissediyorum demiştim içimden. sanki en dokunaklı ve derin anılarım burada geçmiş de o başka ülkede sürekli kültür şoku yaşıyormuşum da buraya gelince son bulmuş gibi hissediyordum. nasıl böyle hissedebiliyordum, bilmiyorum. Japonya'da Osaka, Kyoto falan der deli gibi gezerken şimdi de ait olduğum yerdeyim. keşke sonsuza kadar burada yaşayabilsem diye iç geçirmiştim.

dünyada 100 yaşını geçen en çok sayıda vatandaşa sahip ülke olduğunu söylemişmiydim japonyanın. bunda tıp teknolojisinin ileri olmasının yanı sıra japon mutfağının da etkisi olsa gerek.

Biliniz ve emin olunuz ki, kitaplardan ve Kore'deki yaşama alışmış birinin ağzından aktarılan Güney kore, o standartlarla tanımlanan ülke, tamamen bir hayal. Bu belki diğer ülkeler ve kültürler için de söylenebilir. Umduğunuz ve karşınıza çıkan gerçek her zaman örtüşmüyor. Gelinceye kadar yaşamına, kültürüne, diline dair ön hazırlık yaptığınız halde, bildiğinizi sandığınız çoğu şeyin, eksik ama çok eksik, veya eski ve basmakalıp bilgiler olması -ve hatta yanlış olmaları-, umduklarınızla bulduklarınız arasında dağlar kadar fark yaratıyor.

Cahil gelmek ne kadar kötüyse, bilmişlik de o kadar kötü. -bir çin atasözü eklemeden yazıyı bitirseydim içimde kalırdı walla:D-
Bu yabancı bir ülke hakkında ve Güney Kore ile ilgili aldığım ilk ve en yol gösterici dersti.

Bilinmeyen topraklara ilk ayak bastığınızda, bilinmeyene karşı tek başınıza kaldığınızda hissettiğiniz şey üç aşağı beş yukarı tüm insanlarda aynıdır. Alabildiğine heves, merak, yalnızlık, korku ve özgüven. Ya siz Türkiye'de güzel bir hayat kurmaya ve oralara tatile gitmeye bakın bence:)

Ya Japonya'ya girdik Kore'yi unuttuk hiç mi güzel şeyler yok bu Kore'de!!! Kore'den alacaklarınız biraz sükunet, biraz tevazu, bol bol hoşgörü ve huzurdur. Huzurun ne kadar değerli olduğunu, güvenlik hissinin ortalıkta dolaşan robocoplar ile sağlanmadığını ancak Kore'de yaşayarak öğrenebilirsiniz. Yani artıları çok değil buranın. Ama eksilerinden daha çok. İç huzuru çoğu zaman paradan, mevkiden, şandan, şöhretten daha yeğ.

Kalıcı olmak, sürekli acabalar üzerine yaşam kurmak, iş bulmak, aile kurmak, çocuk yetiştirmek hiç kolay değil. Her bir aşamada karşınıza bir takım engeller çıkacak. Ama bu engeller, her yerde var. Bir tek Kore'ye özgü, bir tek burada olan sorunlar değil.

İçinizde Kore'de yaşamak gibi bir heves varsa, çoğu zaman şans, yaşamın doğal akışında, kendi kendine karşınıza çıkacaktır. Çok çok özel, insanüstü bir çaba sarfetmeniz gerekmiyor. Ve yine bu heves size güç veriyor.

-Güney Kore yaşanacak bir yer mi?
+Evet kesinlikle.


-Pekiyi kimin için?
+Hazıra konmayana, Birlikteliğe, işbirliğine açık olana. Sorumluluk sahibine. Uyumluya, çalışana, hoşgörene. Türk kültürünü çok özlemeyene, yabancı birisi ile evlenmeye katlanabilene.

***
Siz nasıl gittiniz Kore’ye? Ne tür sıkıntılar yaşadınız? Yazıda eklemeyi unuttuğum başka yöntemler var mı? Hepsini aşağıdaki yorumlarda paylaşabilirsiniz!
http://www.godesu.com

72 kg olma çabaları :/

vücut geliştirme bağımlılık yapan bir spormuş ya la:S dışarıda yağmur yağıyor, hava kararmak üzere; mesainin bitmesine dakikalar var. normalde iş çıkışı eve gidilecek, evin ihtiyaçları markette giderilecek, poşetlerle eve doru yol alırken; kuru temizlemeye verilecek takım elbiseler, puanlanacak sertifikalar, hazırlanılacak excel sunumları, sosyalleşilecek ortamlar... yani yapılacak bir dünya iş varken aklımda sadece çantamı alıp çıkmak var. sonuç aldıkça insanı daha da şevklendiriyor özellikle ilk üç beş gündeki uyuşmalar ağrılar bittikten sonra eğlenceli hale bile gelmeye başlıyor vücut geliştirme olayı.

tek olumsuz yanı beslenmeye de pür dikkat etmek gerekiyor :@ ne olurdu bi yandan vücut geliştirme aletlerine abanıp diğer yandan içinde yok yok olan bir izmir kumruyu götürsem he nolurdu?

şöyle susamlı koskocaman bir kumru ekmeğin içine; sucuk, salam, sosis ve üzerinde yine komacan bir parça olacak şekilde kaşar peyniri bol mayonez ve ketçapla üzerinde taptaze domates ve acı yeşil biber..yanında ise o anki ruh halime göre; pepsi, ayran veya sıcacık bir çay :D gece gece bile aklıma gelip canım çekiyor...kendine gel erkan :@ nisan ayına kadar 72 kilo olunacak-_-

an itibari ile kumru türü yiyecekleri hafızamdan siliyorum...kumru sandviç yerine başka şeyler düşünmeliyim..hmmm...

diyetten önce:
-kumru?
-bir yiyecek ismi. (olsa da yesem iki üç tane)

diyet sırasında:
-kumru?
-ordu'nun bir ilçesi. (beynimden yemekle ilgili her şeyi atmalıyım)

diyet sonrası:
-kumru?
-bir kız ismi. (çıktığı var mıydı acaba?)

bu arada plaza'daki bir kız bana "hasselback potatoes" diye birşey getirmişti aylar önceee, sonra tarifini alıp evde de anneme yaptırmıştım, bak diyete girdim ya aklıma o geldi durduk yere:@ bilmiyorsanız google da aratın, muhteşem bir patates yemeği bu...

madem sandviç olan kumruyu unuttum aklıma ne geldi; işten her gün hemen hemen aynı saatte çıkıyorum. bir gün öyle aval aval işyerinin arkasındaki ağaçlara bakarken bir çift kumru gördüm. o soğuk havada yan yana güzelce sokulmuş mutlu mesut konuşmadan oturuyorlardı. ertesi gün aynı saatte aynı ağacın aynı dalının aynı yerinde yine ikisi vardı. bir sonraki gün de... her gün durup biraz izlemeye başladım onları. aklımın bir köşesinde de fotoğraflarını çekmek var. ama sürekli unutuyorum, onları izlemek resmen büyülüyor beni. bir süre sonra kumrulardan biri kayboldu. diğeri tek başına rutini devam ettiriyordu. "öldü belki de eşi." diye düşündüm. meğer küsmüşler :Dte allam. kaybolan geri döndü bir süre sonra. en sonunda bu pazartesi yine bi bahane bulsam da iş çıkışı mideye leziz şeyler gömsem diye düşünür şekilde işe gelirken bir de baktım ki o ağacın o dalını budamışlar. unutmuşum, yılın bu zamanlarında ağaçlar, güller budanır hep.
ama ben hala iş çıkışı gökyüzüne baka baka yürüyorum. belki gelip bir üst dala yerleşirler diye. çünkü o kumrucukları görünce anneşii geliyore aklıma..

küçükken bir hikaye anlatmıştı annem. bir sabah balkona konan kumrular beni uyutmamış, çok sinirlendirmişlerdi :@ annem de onun üzerine bu hikayeyi anlatmıştı. ne zaman kumru görsem ve guguk seslerini duysam, o hikaye gelir aklıma. hikaye şu;

eski zamanlarda , bir köy evinde büyük kazanlarla yağ kaynatılmaktadır. kazan ateşte kaynarken, evde dolaşan veletlere anneleri;

"ben yan komşuya gidip gelicem, sakın ha kazana yaklaşmayın " diye .. sıkı sıkı tembihlemiş.

fakat yaramaz çocuklar annelerinin sözünde durmayıp, kazanın etrafında oynamaya başlamışlar..

tabi olan olmuş ve kazan bir anda devrilmiş. ateşin üzerinde içinde yağ dolu kazan devrilince , çocuklar önce can havliyle kaçışmış.. sonra da annelerinin korkusundan birden kumruya dönüşmüşler.

kumruya dönüşen çocuklar yan komşunun bahçesindeki ağaca tüneyip.. mahçup mahçup şu şarkıyı mırıldanmaya başlamışlar..

guu guuu guk
guu guuu guk
yağ döktük
çok korktuk
biz kaçtık

o gün bugündür kumrular hep bu şarkıyı söylerler.

eğer bir yerlerde kumruların guguklamasına kulak misafiri olursanız , bir de bu tekerlemeyi hatırlayarak dinleyin, sizde duyacaksınız bu şarkıyı. ben de taam unuttum kumru sanviç'i, soslu mantıyı, spagethiyi :'( ühüü aha da mesai bitmek üzere, yavaş yavaş toparlanalım...yeme erkan..yeme...lütfen yeme...72 kilo:@

Kore hakkında sorular var dediler...cevapladık..

~~ bana facebook'tan ardı ardına gelen, kum gibi (durduramıyoruz efem) benzer soruları cevaplayarak bir araya getirdim, daha da sorulursa :@

-erkan abi erasmus'la koreye gidebilir miyim?
erasmus'la hacca bile gidersin. dermişim :P hmm erasmus ile sadece avrupadaki üniversitelere gidebilirsin, amerika bile olmaz yani. adı üstünde e-rasmus, e-urupa...yani eramusla amerikaya gidebilseydin erasmus'un adı arasmus olurdu, koreye gidebilseydin krasmus, türkiyeye erasmusla gidilebilseydi trasmus olurdu (tramisu gibi) sallayamadım yaa :S

-kore'de okumak için ne lazım?
sadece şunlar lazım; dil sınavından alınmış bir sertifika (korece için topik, ingilizce için toefl veeya ielts), para veya burs, lise diploması, pasaport.

-şişman'ım korede yapabilir miyim?
yani şahsen korede şişko olarak bulunmuş biri olarak tabisi yapabilirsin ama ne açıdan yapabilirim demek istedin biraz daha ayrıntıya girebilirsin. ekonomi sınıfında gitçeksen uçak koltukları otobüs koltuğundan bilem sıkıntı evet :S yanına uygun elbiseleri getireceğini ve koreden elbise almayacağını ümit ediyorum. ayrıca bir çekik gözlü şişko olursa çok dikkat çekip alaya alınıyor ama bir batılı şişkoymuş, kaslıymış, gaymiş, bilmem neymiş..no problem..batılılardan kaçıyolar..rahat ol...

-kore'ye eğitim için geleceğim ama çok yakışıklıyım koreli kızlar peşimi bırakmaz diye endişeliyim.
aynı dertten ben de müstaribim kardeşim. yeter yüzüme kezzap atıcam o derece bıktım bu yakışıklılığımdan yani. arkadaş koredeyken sokakta yürümek işkence oldu her kız da bakmasın lan. yanına sevgilin var be hatun bana neden bakarsın? evli barklı kadınlar kırıştırıyo utanıyorum lan. hiç kız arkadaşım da olmuyo ama bu da kıssamın acıklı hissesi. aşık olunacak kızlar benden kaçıyolar çok yakışıklıyım diye neymiş beni taşıyamazlarmış. hayatım kaydı lan yeter dedim ve türkiye'ye döndüm kardeşim benim. zor yani korede yakışıklı olmak.

-akpli sevgilim whatsapp mesajlarımı yakaladı
montaj hepsi aşkım de. hemen inanıyorlar.

-koredeyken bildiğimiz defter, a4 kağıt, kalem falan bulmak mümkün mü?
a4 kağıdını araplar bulmuştur kanıtlıyorum;
şimdi arabistan ingilizcede ne demektir? arabia...
peki bir şey dikkatini çekti mi? a-rabia
rabia arapçada 4 demektir, rabianın yerine 4 koy a4 olur
bu da şüphesiz ki a4 kağıdını arapların bulduğuna işaret eder...
genel kültür olsun sana...olom bu ne biçim soru lan :S hani memenem bulunur mu korede diyebilirsin yadırgamam ama bunlar :S heryer, herbiyer defter, kalem korede olom..manyak mıısn..nerde yaşıyosun :D

-koreliler çok zeki korkuyrum.
korelilerin hepsi zeki diye birşey söz konusu değil, öyle bir milletde yok zaten..ama zekilikten kastın akademik alandaki başarıları ise..evet dostum adamlar sıkı ders çalışıyorlar...harbiden iyi çalışıyolar be, öyle böyle değil. bu da onları zeki yapmaz, çok ders çalıştıkları ile, hakettiklerini alıyolar yapar (cümleye bak, koreliler böyle cümle kurmuyo işte, niye? çünkü onlar benden zekii)

-koreli erkek arkadaşım sünnet olur mu?
yaa :D erkek arkadaşından sünnet olmasını mı isticeksin he? bari hani nikah sonrası isteseydin. Ama eğer koreli sevgilin 20 yaş üstü bir herifse..yazık günah. öyle şeyler istemeyin adamdan..sen koskoca bir adamın sünnet olması ne demek bilior musun? hem bıçak yarasının izide kalcak..o pskoloji ile nasıl yaşar garibim..şöyle bi düşümdümde içim irkildi lan :S bu sünnet içi küçük yaşta, 10 yaşından önce yapılıp, bitmeli..bak ben 5 yaşımda hallettim, rahatladım..yaş ne kadar ilerlerse erkek için o kadar zor...en iyisi hali hazırda müslüman bir sevgili bulmak diye düşünüyorum gerçekten önemliyse bu.

-kakaotalk hesabın var mı?
erkanshi

-koreliler Atatürk'ü tanıyorlar mı?
tanımasalar bile böyle ulu önderi, yüce insanı tanıtmalıyız, anlatmalıyız...bütün korelileri Atatürkçü yapmalıyız :D

-yabancı dil bilmiyorum. koreye gidebilir miyim?
dil bilip bilmemen senin bir ülkeye gidip gidemeyeceğini belirlemez. tabiki gidebilirsin..ama dil bilirsen büün kapılar sana ardı ardına açılır..mal gibi dolanmazsın etrafta...bak aklıma bir temel fıkrası geldi, bunun kadar dil bil yeter;

"temel amerikaya gelir uçaktan iner passaport olayi filan falan
immigration office alırlar bunu memur sorar :
- what's your name sir?
-temel
-surname?
-kaya
-sex?
temel gayet sakin cevaplar;
- 3 times a week
memur şaşırırve olayı toparlamaya çalışır...
- sir you understood me wrong..i mean male? or female?
temel yine hic beklemeden cevaplar
- doesn't matter"

-iş yerinden bu kadar- akşam eve gittiğimde diğer soruları cevaplayıp eklmeye çalışırım :D demin bi soru gördüm nasıl güldüysem artık..çevremden negatif enerji geliyo üstüme üstümee :S

5 Aralık 2013 Perşembe

Kızların fakir erkek yerine zengin erkek tercihi

bir gazetenin köşe yazısında kendisine gelen soruları cevaplandıran dünyanın en büyük finans şirketlerinden j.p. morgan'ın ceo'su james dimon tarafından zengin koca avcısı kıza verdiği cevap şöyle;

soru:

zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım ?

sizinle dürüst olacağım. bu yıl 25 yaşına giriyorum. çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum. aç gözlü olduğumu düşünebilirsiniz fakat new york’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar orta sınıf sayılıyor.

çok şey istemiyorum. bu sitede yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan biri var mı? hepiniz evli misiniz? sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?

1) zengin bekarlar nerede takılır? (lütfen bar, restaurant, spor salonu gibi mekanların isimlerini ve adreslerini yazın.)

2) hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım?

3) çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? bir kaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebiliyorlar.

4) kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? benim hedefim evlenmek.

bayan güzel
------------------------------------

cevap:

sevgili bayan güzel,

yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız var. lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple okuyan kimsenin zamanını çalmadığımı ümit ediyorum.

bir iş adamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. cevap çok basit, lütfen açıklamama izin verin. detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey “güzellik” ile “para” ikilisini takas etmek: a kişisi güzelliği sağlar, b kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil. fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek. aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı. eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.

wall street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için “takas pozisyonu” diyebiliriz, “satın al ve bekle” değil. sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de iyi bir fikir değil. aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.

söylediklerim size zalimce geliyorsa şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam lazım.

yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm. bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek.

ceo j.p. morgan

İlk defa kore’ye gelecekleri neler bekliyor?

  • Turist veya Öğrenci Olarak Gelecekler
  • Vize ve Pasaport İşlemleri, İlk Defa Uçağa Bineceklere Tavsiyeler,
  • Uçaktan Korkuyor Musunuz?
  • Kore’ye İndikten Sonra Neler Olacak? Peki Nerede Kalacağız, ya Kültür Şoku?
  • Gelirken Nasıl Bir Valiz Hazırlamalıyım?
  • Bu Kız’ın Telefon Numarasını Nasıl Alacağım? Herbişey Burada Yazıyor :S
~~ Ohh ohh çoğu kişi, kışın yememiş içmemiş Kore’ye gelmek için bilet parası falan biriktirmiş :D Para biriktirmek için sevgili edinmeyenler bile var yaa…Hani üniversite sınavına hazırlanmak için gelen çıkma tekliflerini reddeden kişi duymuştum ama Kore’ye gelmek için gelen çıkma teklifini reddeden ilk defa duyuyorum haha :D Bu kadar mı çok istiyorsunuz buraya gelmeyi yaa? :D

Madem geliyorsunuz, madem o kadar soru soruyorsunuz bunu adam gibi an latalımda geldiğinizde ağlamayın :D Iyy Kore dizilerdeki gibi değilmiş :( <--- üzüntülü surat smilie’i :D Nasıl şunu yapcam, nasıl bunu yapıcam diye üzülmenize gerek kalmayacak, havaalanında bu yazı size flashback’ler, dejavu’larla birlikte eşlik edecek :D Benimle kalın :D
~~ Pasaport Nasıl Alacağım, Nerelerde İşime Yarayacak?
Pasaport ’unuz yoksa veya süresi azalmış, yeni bir tane edinmek gerekiyorsa, tek yapmamız gereken şu siteye girip, gerekli belgeleri hazırladıktan sonra randevu almak; http://www.epasaport.gov.tr/

Bu site belki de Devlet’in yaptığı en güzel web sitesi :D Girdiğinizde zaten pasaport edinmek için neler yapmanız gerektiği adım adım yazıyor, istenilen bilgileri, sizin vereceğiniz yaş, cinsiyet, baba mesleği gibi seçimlerden sonra sizin için listeliyor….
Bende eski çipli pasaportu atıp yenilerden edinmek için 2011 yılında bu işlemi yaptım… 2 tane özel biyometrik denilen fotoğraf olmazsa olmaz. Sonra Emniyet Müdürlüğüne girip parmak izi veriyorsun, 2-3 gün sonra polis memuru pasaportunuzu evinize getiriyor. Paranız varsa 10 yıllık almanızı tavsiye ederim çünkü havaalanında süresi az olan pasaportlara negatif ayrımcılık yapabiliyorlar veya yurtdışında birde süre uzatma ile uğraşmak gerekebiliyor…
~~ Konsolosluk ve Vize İşlemleri?
Benim bildiğim Türkiye’de Üç tane Kore Konsolosluğu bulunuyor… İstanbul, Ankara, ve İzmir. Bunların hepsi vize veriyor ama turist olarak Kore’ye gelmeye düşünüyorsanız vize almanıza gerek yok. Kore’ye girişte pasaportunuza vize basıyorlar… Eğitim amaçlı gelmeyi düşünenler konsolosluktan vize alabilirler, gördüğüm kadarıyla vize isteyenleri hani sabıka kaydınızda, tipinizde bir sorun yoksa pek fazla üzmüyorlar gibi. Vize almakta sorun yok. Mesela Japonya’ya Ordulu mu, Fatsalımı ne kişileri sokmuyorlarmış haha birde Vietnam’la bizim konsolosluk bir problem yaşamış zamanında Türklere vize vermemişlerdi, dönemsel bu tür sorunlar olabilir ama Kore için hiç duymadım.

~~ Ucuz Uçak Bileti Bulma, Aktarmalı Uçuş
Kore’ye nasıl ucuz uçak bileti alınır, aktarmalı uçuşlardan nasıl faydalanılır gibi bir yazıyı daha önceden yazıp profilimde paylaşmıştım, biraz ortalara doğru inerseniz ilgili yazıya ulaşabilirsiniz. Ha birde www.godesu.com ‘da Uzakdoğu’ya gezi bölümünde anlatmıştım oradan da bakabilirsiniz. Biraz daha eklemeli özet geçecek olursak;
Ben uçak biletini hep bu site üzerinden aldım, beni daha önce hiç üzmedi;
http://www.skyscanner.com.tr/

Eğer öğrenci olarak gelecekseniz Kore’ye biletinizi okul kabul formunuzun üzerinde belirtilen en son varmanız gereken tarihi geçmeyecek şekilde ayarlamalısınız. Eğer kalacağınız yer belli değilse, mümkünse okulunuz başlamadan en az iki hafta önce gitmeye çalışın. Böylece hem yerleşmek hem de yeni ortamınızı tanımak için vaktiniz olmuş olur. Böyle söylüyorum ama ben okul açılmadan bir gün önce gitmiştim, oryantasyonu da kaçırmıştım, birde akıl veriyorum neyse :p
Biletinizi alınca ilk olarak uçuş saatlerine ve eğer aktarma varsa aktarma saatlerinize bakın. Eğer başka bir ülke üzerinden aktarma yapacaksanız, aktarmalar arasında en az saat olan uçuşun olmasına dikkat edin. Etihad, Rusya aktarmalarında, aktarma süreleri genelde 1-3 saat arası oluyor ama ekleme uçak ve Çin’e giden uçaklarda havaalanında gecelemek gerektirecek kadar aktarma süreleri karşınıza çıkabiliyor :D
Aktarma sırasında değiştireceğiniz uçak rötar yapabilir ve onu kaçırabilirsiniz, ki ben kaçırdım :D Böyle bir durum başınıza gelirse paniğe kapılmayın; hemen aktarma yapacağınız uçağın standına gidip durumu bildirin, size gerekli yardımda bulunacaklardır.

Aktarma yaptığınız ülkede havayolu şirketi de değişiyorsa, bu şirket yetkilileri size bazı sorular yöneltebilirler. Soracakları sorular, bagajınızda tehlikeli maddeler olup olmadığı, tanımadığınız kişilerden eşya alıp almadığınız yönünde olacaktır. Bunlara da tereddütsüz cevap verin; eğer "İngilizcem çok iyi değil, yanlış anlaşılırım" diye düşünüyorsanız tercüman isteyebilirsiniz. Bana hiç soru sormadılar hatta Dubai’de tam bir şey sormaya kalkıyordu “Selamın Aleyküm” dedim; way Müslüm maşallah maşallah diyip beni salıverdi kkkkkkk imanın gücünü orda anladım : D
Biletinizi sadece 'gidiş' almanız sizin için daha yararlı olacaktır. Çünkü her ne kadar geri dönüş tarihinizi kesin olarak düşünseniz de kararınızı değiştirmek zorunda kalmanız mümkündür. Ayrıca dönüş biletinizi İnternet' den, Türkiye'dekinden daha ucuza alabilme imkanınız da bulunmaktadır. Çünkü Türkiye’deki bürolar +komisyon ekliyorlar. Ha turist olarak 10 günlüğüne falan gelecekseniz biletinizi gidiş-dönüş alın çünkü daha ekonomik oluyor öyle. Fiyatlar ciddi olarak ucuzluyor.

~~ En Ekonomik Uçak Bileti Nasıl Alınır?
Ekonomik uçak bileti almak için en önemli konu, uçuş tarihini mümkün olduğu kadar önceden belirlemektir. Uçuk biletleri ucuz fiyatlı koltukların satışından başladığı için erken alımlarda en ekonomik biletleri almak mümkün olmaktadır. Birde yukarıda verdiğim siteden dönüş tarihlerinizle oynayarak ucuz günü yakalayabilirsiniz, bilet fiyatları her gün farklı oluyor o anki talebe göre.

~~ Havaalanını Tanıyalım
Dünya üzerinde baya havaalanı görmüş biri olarak, sanırım bunların kendi aralarında anlaştığı bir standart var, hepsi birbirine benziyor… İşte check-in, check-out yerleri, uçuş tabelaları, Gate numara ve sistemleri, Duty Free falan hep aynı. Nedir farklı klan derseniz mimari tasarım, içindeki insanlar, kültür farklılığından doğan lokanta seçenekleri falan…
Unutulmaması gereken Uluslararası Havaalanları devasa boyutlarda yapılar. Uçaktan inip, bavulunuzu alacağınız yere ekstra bir otobüs veya mini bir trenle gidebilirsiniz…

~~ Uçaktan inince ilk olarak ne yapmalıyım?
Uçaktan iner inmez ilk olarak pasaport kontrolü, parmak izi alınması ve fotoğraf çekilmesi işlemlerinden geçmeniz gerekir.
~~ Pasaport kontrolünde yanımda neler bulundurmalıyım?
Pasaport kontrolünde yanınızda bulundurmanız gereken 2 belge vardır. Bunlar pasaportunuz, gümrük için gereken uçakta doldurmuş olduğunuz gümrük formu 'dur.

~~ Bavulunuzu Hazırlama ve Yanınızda Götürebilecekleriniz:
Birçok havayolu şirketi bagaja verebileceğiniz bavul sayısını iki bavul ve 20'şer kiloyla sınırlamaktadır. Bunun yanında yanınıza bir adet el bagajı almanıza izin verilmektedir. Bunların dışında götürmek istediğiniz her parça başına fazla bagaj parası ödemeniz gerekmektedir.
Arap uçak şirketleri hani koydukları limiti aşmanız durumunda dahi eksta ara istemiyorlar ama Rus havayolu benden 50 dolar almıştı :D
Bavulunuzun size güvenli bir şekilde ulaşması için üzerine mutlaka isminizin ve adresinizin yazılı olduğu bir etiket takın. Hatta bavulunuzun gelmeme ihtimalini de düşünerek etikette bir Kore adresi de belirtmeniz iyi olur. Turist olarak gelecekseniz Kore’deki Türk Konsolosluğunun adresi neden olmasın? Eğer ilk etapta nerede kalacağınız belli değilse okulunuza danışarak okulun adresini ya da otelde kalıyorsanız otelinde adresini yazabilirsiniz. Birde aldığınız bavul yeni ise, muhtemelen o tend olmuş popüler bir bavuldur, sahte olsa bile… Ve aynısından çok kişide vardır muhtemelen. Bir şekilde o bavulun size ait olduğunu belli edecek artık çıkarma mı olur, başka bir şey mi olur, bişeyler ekleyin üzerine.

Yanınızda getireceğiniz parayı kesinlikle bavula koymayın. Kore’ye bir defada 10.000$'dan fazla para getirmenize izin verilmemektedir. Paranızın hepsini cüzdanınıza koymak zor olacağından boynunuza asabileceğiniz ya da belinize bağlayabileceğiniz bir para çantası edinebilirsiniz. Eğer yanınızda çok para getirmek istemiyorsanız, Kore'ye varır varmaz bir banka hesabı açtırarak paranızın size havale edilmesini de sağlayabilirsiniz.
Türkiye’den Kore’ye para aktarmak inanılmaz büyük bir sorun ve çok yüksek komisyon bedelleri alabiliyorlar. Sağolsun yüzümü önceden hiç görmediği halde, mesajlaşarak güvenimi kazanmış ve okul paramı Kore’de kendi ödeyen, beni banka komisyonundan kurtaran sevgili Saadet arkadaşımada sonsuz teşekkürler <3

Kredi kartlarımı hem Visa hem Master Card her yerde, her market ve lokantada kullanabildim +yeri geldiğinde parada çekebildim. Bu konuda sorun ve sıkıntı yok.
Türk parasının Kore arasındaki karşılığını; Google arama motoruna şu formülü girerek öğrenebilirsiniz; “10000 won in try”
- Sonuç;
10 000 South Korean won = 16.4362638 Turkish liras
Giyecek dışında getirebileceğiniz eşyalar sizin nasıl ve nerede yaşayacağınıza bağlı olacaktır. Yurtta ya da mobilyalı bir evde kalacaksanız giyecek ve özel eşyalarınız dışında bir şey getirmenize pek gerek yoktur. Ama şöyle bir şey var ciddi anlamda slim bir bedene sahip değilseniz ciddi bir Jean yani kot pantolon sorununuz var demektir :D Adamlarda ne biçim bir beden varsa bacaklar sığsa popo sığmıyor, popo sığsa bacaklar olmuyor :D Adamların bedenleri çok farklı… Tişört sorun değil her beden, ucuz şeyler bulmak mümkün ama sevdiğiniz birkaç kont pantolonunu ekleyin. Havlu marketlerde var, büyük havlu getirmek yerine 1 tane minik ekleyin, bornoz getirmeyin. Çünkü bornoz ve büyük havlu gereksiz yere ağırlık yapacaktır. İç çamaşırı unutmayın, adamların boxerları olmuyor bize :S Burada terlikler pahalı ve gıcık. 1 tane terlik, 1 tane spor ayakkabı ve kundura alabilirsiniz. Aslında spor ayakkabı burada bolca var ama yine beden sorunu oluyor. En iyisi ayakkabıyı bavula koymak yerine giyerek getirmek. Bazı bilgileri eğitim amaçlı, uzun dönem kalacaklar için veriyorum, farkındasınız değil mi? Yani 10 günlüğüne turist olarak gelecekler için ona göre ayarlama yapın lütfen :D

Yanınızda mutlaka iyi bir sözlük getirin. Ayrıca eğitim görmek istediğiniz branş için bir terimler sözlüğü getirmeniz çok yararlı olabilir. (İngilizce'den Türkçe'ye Ekonomi Sözlüğü gibi…) Akıllı telefonunuz varsa sözlük getirmenize gerek yok.

Yiyecek götürmek konusunda çok dikkatli olun. Etli, sütlü ve meyve-sebze türü yiyecekleri yanınızda getirmeniz sakıncalıdır. Bu tür yiyeceklerin Kore’ye getirilmesi yasaktır. Yakalanan söz konusu yiyecekler ellerinden alınmaktadır. Benim sucuklarımı aldı acımasızlar yaa kkk :D Bu yiyeceklerin dışında Kore’de bulmanızın zor olacağı lokum, çay, baharat, bulgur ve sarı mercimek gibi kuru bakliyat türünde yiyecekleri getirebilirsiniz.

Ben ne yapmıştım biliyor musunuz? :D Metro Gross Market var ya Türkiye’de. Bu marketler ülkenin en iyi ambalajlanmış ve dondurulmuş ürünleri satan marketi. Bende girdim içeri bavulun birini işte Gözlemeler, Katmer, peynirli kurabiye, Konserve dolma, sarma, kuru fasulye, pilaki ile falan doldurmuştum. :D geldiğimde o kadar çok işime yaradı ki, hani etrafa alışana kadar beni baya idare etmişti, bittiğinde ise Kore'deki en üzüntülü günüm olmuştu :/ soranlara hep o günü anlatırım, son pilakiyi yedeğimdeki hüzünlü surat ifademi görmeliydiniz :'(

Eğer maddi imkanınız el veriyorsa birtane smart telefonlardan edininde gelin, işte ne bileyim; iphone 4, 5. Samsung Galaxy S2, 3, 4, falan filan...Yurt dışında navigasyon, ma ve rogramları, sözlükleri çok işe yaradığı gibi hayatda kurtarıyor vessealm :D
~~ El Bagajınıza Almanız Gerekenler
El bavulu önemli bir şey, ülkeye sokamayacağınız birçok şey bu bavulla sokulabilirsiniz bunu unutmayın :D
Öncelikle bavulunuzun uçaktan çıkmama ihtimalini düşünerek el bagajınıza sizi bir iki gün idare edebilecek giyecekler koymalısınız. (böyle bir ihtimal sorunu yeni sistemlere göre çok azaldıysa da.. var, hırsızlıkta olabilir)
Getirecekseniz, çatal, bıçak ya da çaydanlık gibi eşyaları el bagajınıza koymaya dikkat edin. Bu tür eşyalar x-ray cihazında dikkat çekebilecekleri için bavulunuzu açmanızı isteyebilirler. Bunları el bagajınıza koymanız durumunda bu işlem kolay ve eziyetsiz olur.
Bavullar uçağın bagajına gelişigüzel atıldığı için varsa kırılacak eşyanızı da el bagajınıza koymanız daha güvenli olacaktır.

~~ Kendinizi Uzun Bir Uçuşa Hazırlayın!
Kore'ye uçuş uzun ve yorucu olduğu için kendinizi bu yolculuğa hazırlamanızda fayda var. Uçacağınız günden bir gün önce yiyeceklerinize çok dikkat etmelisiniz. Mümkün mertebe hafif ve midenizi rahatsız etmeyecek yiyecekler yiyin. Uçuş sırasında rahat uyuyamama ihtimaline karşılık yolculuktan önceki gece iyi uyumaya çalışın. Ağır yenmiş bir mide ile, uçakta kusma ihtimalini düşünerek cidden abartmadan hafif salatalı bir menü ile günü tamamlayın.

~~ Yolculuk Vakti Geldi!!!
Hava alanına uçuş saatinizden en az iki saat önceden gidip check-in'inizi yaptırın. Yer konusunda belli talepleriniz varsa bazı havayolu şirketleri uçuştan iki-üç gün öncesinde yer ayırtma isteğinizi kabul edebiliyorlar. Hani havaalanında uçuş bilgilerini gösteren board var ya, televizyonlarda falan görmüşünüzdür, ha o board’ da son 2 saatlik uçuşları gösteriyorlar, pür dikkat.
Uçakta yolculuk çok rahat bir şey olmadığı ve en az on saat uçacağınız için üstünüze olabildiğince rahat ve esnek kıyafetler giyin. Düğüne gider gibi binmeyin lütfen. Bunun yanında gideceğiniz bölgenin de hava durumunu öğrenip giyeceklerinizi ona göre hazırlayabilirsiniz. Ayrıca her ne kadar uçakta battaniye dağıtılsa da üşüyebileceğinizi göz önünde bulundurarak bir sweatshirt alabilirsiniz. Ben çok rahat elbiseler tercih ediyorum, tişört ve şort gibi :D

+ Uçakta ayakkabı ve çoraplarınızı çıkartabilirsiniz xD Zaten etrafta bunu yapan kişileri göreceksiniz, sizde rahat olun, yalandan yere o yükseklikte ayaklarınız şişmesin, çıkarın gitsin efendim. Cidden bulutların üstünde ayaklarınız kolayca şişebilir, bunun bilimsel latince bir açıklamasıda vardı da aklıma gelmedi ya kkkkkkk :D
Uçağınızın vardığı andaki saatle Türkiye'deki saat farklı olacağından ailenize onları arayabileceğiniz saati Türkiye saatiyle belirtin. Uçağınızın Kore saatiyle varış zamanını Türkiye saatine çevirmek için Google arama kutusuna şu formülü girebilirsiniz; “time in korea”
Sonuçta böyle olacak;
“22:55 Pazartesi (KST) - Güney Kore Saati”
+ Aslında şu bir hakikat ki; Kore ile aramızda yaz diliminde +6 saat, kış diliminde +7 saat fark var.

~~ Uçakta Doldurmanız Gereken Formlar
Uçakta Kore'ye giriş yapmak için gereken bir takım formları doldurmanız gerekmektedir. Doldurmanız gereken iki form vardır: Turist Formu ve Gümrük Formu . İster okumaya gelin ister turist olarak gelin bu formları doldurmanız zorunludur. Bu formlar uçakta hostesler tarafından dağıtılacaktır. İngilizcem iyi değil bu formları nasıl doldururum diye düşünüyorsanız iki seçeneğiniz var, eğer biletinizi bir tur firması yoluyla aldıysanız bu formları uçuştan önce bu firmadan edinip İngilizce bilen bir yakınınızla doldurabilirsiniz ya da uçak görevlileri size bu konuda yardımcı olabilirler. Ama yanınızda smart telefon varsa bu gibi durumlarda çok yardımı dokunabiliyor :D
Formu doldururken yanınızda pasaportunuzu bulundurmalısınız. Formda adınız, soyadınız, uçuş numaranız, pasaport numaranız, hangi ülke vatandaşı olduğunuz, kalacağınız adres, ve telefon numaranızı belirtmeniz gerekmektedir. Kalıcı adres ve telefon numaranız belli değilse geçici olarak kalacağınız yerin adresini ve telefon numarasını yazabilirsiniz. Doldurduğunuz form pasaport kontrolünde görevli tarafından gözden geçirilir ve iki parça olan formun bir kısmı ayrılarak sizin pasaportunuza zımbalanır ve oradaki bilgisayara aktarılır. Bu anki sisteme göre değişir, aklınız karışmasın.
Gümrük Formunda ise; İşte yanınızda yiyecek-içecek getirip getirmediğiniz, eğer aktarmalı uçuş yaptıysanız orada birşey alıp almadığınız, yanınızda 10,000 USD üzerinde para olup olmadığı gibi soruları cevaplamanız gerekmektedir. Bu form bavullarınızı aldıktan sonra gümrükten geçerken gümrük görevlisine teslim etmeniz gereken formdur. Diğeri gibi.

~~ Bavulunuzun Gelmemesi Durumunda Yapmanız Gerekenler:
Pasaport kontrolünden geçtikten sonra öncelikle bavulunuzun geleceği yeri (baggage claim) bulmanız gerekir. Genelde bütün havaalanlarında her bagaj bekleme bölgesindeki elektronik panolarda o yerden hangi uçuşun bavullarının geleceği bildirilir. Eğer bavulunuz gelmezse, bavulunuzu beklediğiniz yerin kontuarına gidip bavulunuzun size doğru şekilde ulaşabilmesi için gerekli bilgilerinizi vermeniz gereklidir.
Uçaktan iner inmez hemen yakın bir yerden bavullarınızı alamayacaksınız. Kore havaalanına indiniz diyelim; baya yürüyüp alt kata indikten sonra mini trene binip, 5 dakikalık yolcuktan sonra check-out yerine geleceksiniz. Buradan çıkınca hemen sol, yer altında bagaj teslim bölgesini görebilirsiniz. Aslında ben buraların hep fotoğraflarını çekmiştim ama kim bilir hangi hafıza kartının içinde, döndüğümde www.godesu.com’ a eklerim.

Bagaj yerini bulduğunuzda ilk olarak bavullarınızın bagaj numaraları gerekmektedir. Bu numaralar biletinizin üzerine yapıştırılmış olan kağıtlardaki numaralardır. Ayrıca bavulunuzun tipini belirleyici özelliklerini (rengi,boyutu,vs.) belirtmeniz istenebilir. Bu gibi durumlarda size kolaylık sağlaması açısından her zaman için bavulunuzun üzerine adınızı ve adresinizi içeren bavul etiketini takmanız gerektiğini söylemiştim. Bunlardan başka, bavulunuzun bulunması durumunda size ulaşabilecekleri bir adres ve telefon numarası vermelisiniz.
Genelde bavulları almak için hava alanına geri gitmeniz gerekmemektedir; uçuş yaptığınız havayolu şirketi bavulunuzu evinize kadar ulaştıracaktır. Fakat eğer ilk etapta bavulunuzun size ulaştırılabilmesi için verebileceğiniz bir adres yoksa bavulunuzu hava alanından almak zorunda kalırsınız. Ayrıca birçok havayolu şirketinde bavulunuzun bulunmaması durumunda, içerisinde bulunan eşyalarınızın şirket tarafından tazmin edilmesini talep edebilirsiniz.
~~ İlk Defa Uçağa Binecekleri Neler Bekliyor, Peki Yaa Uçaktan Korkanlar?

- Çok açık söylüyorum; binmeyin!
hemen geri dönüp, bavul mavul ne varsa bırakıp oradan tüyüp o uçağa binmeyin xD
not: evet ödleğim. ne var bunda? :D

- Çok korkuyorsanız, aşırı heyecanlıysanız koltuk kenarlarına yapışmanızın en ufak bir faydası olmadığını biliniz. uçak düşerse o koltuk ve kenarı diğer her şey ile beraber düşüyor. kkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk

- İlk seferinde yalnız olmamak, mümkünse çok sevdiğin birisiyle olmak olayın boyutunu değiştirebilir. hem duygusal anlamda "ölürsek beraberiz" hissi hem de önceden uçuş tecrübesi olan partnerin rahatlatıcı telkinleri sayesinde eğlenceli bir yolculuk yasama ihtimali artar.. Benim gibi tek başına, sap sap gitmeyin olom yaa yazık :D

- Her bilet gerçektir, sahte bilet yoktur korkmayın, elinize fotokopi verebilirler, gerçeğini check-in sıraında alacaksınız.

- Havaalanında yapılan işlem, "check-in". Tıpkı ilkokul sırasında el kaldırıp "burdayım örtmenim" demek gibi. Ben geldim, biletimi kullanarak uçacağım, hazır ve nazırım anlamında.

- check-in'i kaçıranların da bir takım para iadeleri, hakları falan olabiliyor çeşitli sınıflarda. (uçuş sınıfları, yanlış anlaşılmasın, birer harf ile belirtilir bunlar ve hakları).

- Hostese yazmayın. Akil almaz bir klişedir. lütfen bak :D En iyisi Aeroflot firmasını tercih etmemek, insan dayanamıyor :P

- Uzun uçuşta cam kenarına oturmayın. Otobüs değil bu, camdan bakıp görecek bir şey yok. Koridor kenarına oturun ki, hem koridora ayak uzatırsınız, hem de kafanıza göre kalkar oturursunuz.

>> Bir uçak dolusu iyi kötü eğitimli, akli dengesi yerinde yetişkin insana nasıl kemer takılması gerektiğini öğreten üniformalı biri görürseniz şaşırmayın.

- Uçak kalkarken, kalktıktan sonra dümdüz gidecek zannetmeyin. Gideceği yöne doğru uçak yatıyor, yön değiştiriyor. Tırsmayın. :P

- O bebek ağlar, sinir yapma. basınç değişiyo ya ondan heralde, kulaklara baskı falan. kızma yavrucağa, aç kitap falan oku. sen kalkarken altına edecektin, bildiğin tüm duaları okudun, o da ağlıyor işte. yani sinir yapma, küfür etme yavrucağa... .....bebeğe ağlayana sinir yapana sinir yapma. bebeğin bebek olduğunu ve kafasına estiği yerde ve zamanda ağlayacağını idrak edemeyen az gelişmiş moronlar dolu bu dünyada.

- Bu arada o öndeki kız yanında olsaydı bile sizin iş olmazdı, boşuna hayal kurma. ya da kur yolculuk çabuk biter ama millet inene kadar beklersin eski haline dönebilmek için...

- Yanınızda bir adet kulak tıkacı bulundurun. kulaklarınız hassassa bol bol sakız çiğneyin ve diyafram nefesini öğrenin. hayat olmasa da kulak kurtarıyor.

- Yanınızdaki dağdan inme ayı esnerken inleyebilir.
- Klimaya karşı hassassanız, dışarıda hava sıcak olsa bile yanınızda mutlaka atkı, şal veya hırka bulunsun. Uçağın içi bazen buz gibi olabiliyor. Aynı şey otobüsler için de geçerli tabi...

- Uçağın tuvaletinde sevişmek filmlerde görüldüğü gibi kolay ya da eğlenceli olmuyor. aldanmayın xD

- Uçak kalkarken biraz tansiyonunuz oynayabilir, gerilmeyin gayet normal hatta bir süre sonra alışıyorsunuz.
- Grev yüzünden uçuşunuz aksarsa da ben mağdur oldum falan demeyin destek verin. çalışanlar sizden daha mağdurlar.
- Fight Club'ı veya The Lost dizisini hatırlayın; hani uçağın camları patlıyordu! nhohohoho
- Korkanlar için ne söylersek söyleyelim boş olacak tavsiyelerdir. ama bir kere deneyimlediniz mi gökyüzünün hakimi gibi hissedeceksiniz. acayip de zevkli bir olay. ben mesela hala inişi mi daha çok seviyorum kalkışı mı ona karar veremedim. eğer çok korkuyorsanız kalkış anında aşağı bakmayın çünkü ben hala geri geri düşecekmiş gibi hissediyorum. o anı geçiştirmek için de verilen dergileri gazeteleri filan okuyun mesela. bir de o kalkıştan önceki hızlanmanın tadını çıkarın ikinci sefer bindiğinizde. çok güzel bir duygu!

- Kalkarken içiniz çekilecek korkmayın, havada bazen sarsıntı oluyor, deprem gibi bir şey, o zaman da korkmayın.
- Gerçi ne kadar korkmayın desem de ben de korkuyorum :D
- Uçakta cep telefonuyla sadece arama yapmak yasaktır. Bunun dışında sms, mms gönderebilir, kablosuz internete girebilir, radyo dinleyebilirsiniz.
- O kemer korse değil onu bilin ve rahatınızı bozmayacak şekilde bağlayın. aksine gerek yok belinizde bağlı olduğu hissedilsin yeterli. eğer şişmansanız kabin görevlisi size ek kemer veriyor bunu utanç meselesi haline getirip yol boyu nefesini tutup giden yolculardan çok gördüm ben.
- Uçak seyahatiniz aktarmalı ise, ilk uçaktan indikten sonra boşuna bavulunuzu bekleyip "yoksa bavulum kayboldu mu?!" diye panik yapmayın. aktarmalı seferlerde bavulları direk 2. uçağa aktarıyorlar.

- İniş yapınca alkışlamayın. Gıcık oluyom :/ kkkkkk
- Uçağa binip yerinize oturun. gerçekten başka yapmanız gereken bir şey yok.
Ben uçağa binmeyi seviyorum, güzel bir olay. sana da iyi uçuşlar, iyi eğlenceler ^-^v

~~ KOREDEYİZ LAN HEYOOOOO >.<

Yeni bir çevreye girdiğinizde şaşkın, gergin ve hayal kırıklığına uğramış hissetmeniz doğaldır.
Kültür şoku, bir insanın yeni bir kültürde yaşamaya verdiği tepkidir. Alışmış olduğunuz iklim, yemek, örf ve adetler, dil, sosyal değerler gibi birçok kavram Kore'de çok farklıdır. Yazı tahmin ettiğimden fazla uzadığı için nerede ne yenir, nerede kalınır konularına giremeyeceğim ama zaten ben bunlarla ilgili bir şeyler yazmıştım önceden, godesu.com ’ da da var bazı bilgiler….

Birde Kore Havalanında neler yapılcak, oradan Seoul'e veya başka şehirlere otobüsle nasıl gidilcek onlarıda godesu'da anlatmıştım, hiç girmedim tekrar.

Kültür şoku birçok değişik şekilde ortaya çıkabilir. Ailenizden ve arkadaşlarınızdan uzak kalmanızdan ötürü özlem duyabilirsiniz. İnsanların size çocuk muamelesi yaptığını düşünebilirsiniz. İngilizcenizi, Korecenizi ve davranışlarınızı anlatma ve aynı şekilde karşınızdaki insanı anlama sıkıntısı çekebilirsiniz. Hatta neden evinizi ve ülkenizi bıraktığınızı ve okumak için Kore’ye geldiğinizi sorgulayarak pişmanlık duyabilirsiniz. Kültür şoku çok yorucu bir dönem olabilir. Ama yeni bir kültürü gözlemleyerek ve sorular sorarak bu dönemi heyecanlı bir hale de getirebilirsiniz. Birkaç aylık bir uyum sağlama sürecinden sonra kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
Zaten pek çoğunuz Kore’ye gelmeden oldukça az-çok ne ile karşılaşacağının farkında ama siz yinede Kore kültürüne yakınlaşmak için gelmeden Kore ile ilgili kitaplar okuyun. Youtube üzerinden videolar izleyin. İlk geldiğiniz bir kaç gün jet-lag denilen, bizim yol yorgunluğu diye tanımlayacağımız olayla mücadele etmek için gelir gelmez yatmayın, gece 11-12'ye kadar uyanık kalmaya çalışın. İlk birkaç gün günlük aktivitelerinizi Kore saatine göre ayarlamaya çalışın.

İlk geldiğiniz zaman kendiniz yalnız hissetmeniz doğaldır. Ama bu duygudan kurtulmak sizin elinizdedir. Tamamen yeni bir ortama bir anda uyum sağlamak kolay değildir. Bu nedenle kendinizi yavaş yavaş alıştırmaya çalışın. Gerektiğinde okuldaki danışmanlarınızdan yararlanın. Kimseye bir sorununuz olduğunu söylemezseniz onlar her şeyin yolunda olduğunu düşüneceklerdir. Sorularınızı ve sorunlarınızı okuldaki danışmanlarınızla paylaşın.

Soru sormaktan hiçbir zaman çekinmeyin. "İngilizcem, Korecem iyi değil" diye düşünmeyin. Kore'ye gelme sebeplerinizden birinin Korecenizi geliştirmek olduğunu unutmayın; eğer konuşmazsanız öğrenemezsiniz. İlk zaman arkadaş edinmeniz zor olabilir. www.interpals.net gibi arkadaşlık sitelerinden arkadaşlar bulabiliriniz, ben gelmeden çok arkadaş edinmiş ve hepsi ile gerçek hayatda buluşmuştum kkkkkkkk :D
Yanınızda fazla ve tüm (100$ gibi) para taşımayın. Güvenli olduğunu hissetmediğiniz yerlerde cebinizden 100$ çıkarmayın. Para bozdurmak istediğinizde bankalardan yararlanabilirsiniz.
Sokakta yürürken ya da bir mağazaya girdiğinizde hiç tanımadığınız insanların size selam verip hatırınızı sormasına, iyi günler dilemesine şaşırmayın.
Hiçbir zaman okumadan herhangi bir belgeye imza atmayın.

~~ İlk Defa Kore’ye Okumak İçin Gelenleri Neler Bekliyor?

Yurtdışına okuma amaçlı çıkıldığında ve gittiğiniz yerde akraba/tanıdık olmaması durumunda üç önemli kırılma noktası vardır.
İlk gece,
İlk hafta sonu
İlk hastalık
Bu üçlü insanın ruhuna mıh gibi çakılır. Bu üçlüyü atlatanın sırtı yere gelmez ancak bunlar her zaman bonusla gelirler.
Nedir o bonuslar?
Bayramlar, doğum günleri ve yılbaşı zamanı. Bunlar esnasında yurtdışında bulunuyorsanız ekstra zorluk çekeceksiniz demektir. Elbette bu sıkıntılı zamanlar atlatılmıyor değil ancak ne kadar sağlam durursanız durun bunlar insanı derinden etkileyen safhalardır.
Ancak yurtdışında okumak ve bir amaç uğrunda savaşmak ulvi bir görev olduğundan dolayı görevi bitirmeden ölmek yoktur.
Sevdiğin insanlarla aynı zaman diliminde yaşamamak mesela. bir saat, üç saat, yedi saat ileride olmak(artık arkadaşlarından ne kadar doğuya gittiysen). Malezyadaki arkadaşım en yakını bana kkkkk saat kaç ve saat orada kaç soruları sormak. Basit toplama işlemleri yapmak ve yalnız hissetmek. Saat sabah yedi iken, orada daha geç diye arayamamak.

Dikkate almanız gereken diğer önemli bir nokta ise kendi soydaşlarınızdan mümkün mertebe uzak durmanızdır. Kasıtlı ya da kasıtsız olarak sizin yurt dışında ki gelişiminizi en çok baltalayan kendi soydaşlarınızdır. Çok iyi insanlarla da tanışacaksınızdır, sizin tecrübesizliğinizden faydalanmak isteyen esfel-i safilin ‘de olacaktır. Ama siz yine de bu iki gruptan uzak durun ve onlarla ne ev arkadaşlığı yapın ne de birlikte çok fazla zaman geçirin. Aksi halde her gün Türkçe konuşursunuz ve buda dil öğrenmenizi engeller. Ayrıca onların tecrübelerinden faydalanırsanız, bir müddet sonra tembelleşmeye başlarsınız. Oysa yurt dışında başarılı olmanın temel nedeni mecburiyettir. Hayattaki en hakiki mürşit ilimse, mecburiyet ilmin kapısını açan bir maymuncuktur. İyi bir çilingir olmak istiyorsanız bu süreçten mutlaka geçmelisiniz. Kapıyı size sürekli içeriden açarlarsa, hayatınız boyunca hiçbir şeyi başaramazsınız. Ya da başardığınızı sanırsınız.

sonuç olarak yurt dışında okumak zordur. değer mi? değer.
Ayrıca gittiğiniz ülkenin diline aşina iseniz yeterli düzeyde pratik yapıp dil engelinden kurtulmanız öncelikle yapmanız gereken şeydir. Dil engelini aştıktan sonra her türlü bilgiye hiç kimseye ihtiyaç duymadan ulaşmanız mümkün olacaktır. Böylelikle bağımlılıktan kurtulup kendi başınıza hareket ederek, hayatınızla ilgili kendi kararlarınızı almaya başlarsınız ki bu da sorumluluk duygunuzu geliştirip, size yaşamınızın sonra ki kısmında başarılı olmanın birinci kaidesi olan özgüven duygusu verecektir.

~~ Allah Yardımcınız Olsun…Bol Şanslar ve Bol Eğlenceler <3 kyle erkan-şii ~~