5 Aralık 2013 Perşembe

kendinin sıradan biri olduğunu fark etmek

ben hergün bunu farkediyorum işte, mecburen farkettiriyorlar, hizmet sektöründeyim çünkü. işimiz bu birilerinin özellikli oluşuna katlanmak, kaprisler, buyurular, emirler, hanımlar, beyler, istekler, arzular... efendim başka bir emriniz? tabi efendim yarın şirketinizdeki ihale öncesi gerekli şartnameleri hazırlar, noter onayından sonra müdür bey'e tastik onay yaptırarak sekreterinize bırakırım..

kendinin sıradan biri olduğunu fark etmek özel olduğunu sanmak kadar gerizekalıca olmayan bir gerçekliktir. beklentileri azaltır, baskıyı yok eder, rahatlatır, soluklaştırır. bir daha asla hayal kırıklığı yaşamazsınız kendinize dair, çünkü sıradan olduğunuzu keşfettiğinizde yaşanabilecek en büyük hayal kırıklığını yaşamışsınızdır zaten ve bundan ötesi acıtmaz.

insanın üniversiteyi bitirip istediği işi yapmaya başladıktan 4-5 sene sonrasına tekabül ediyor. sonra düşünürsün ömrünün 30-35 yılını böyle mi geçireceğim diye. işte tamda burada yüzleşiyorsun bu gerçekle. kendinin sıradan biri olduğunu fark etmek çok fazla empati yapınca farkına varılandır. kötüdür. depresyona sokar. hele sosyalleşmek adına sevmediğin insanlarla zaman geçirmek zorunda kalıyorsan kendini mok gibi hissediyorsun.

bu hissedişten sonra kendinin sıradan biri olduğunu fark etmek hayallerden yavaş yavaş vazgeçilmeden hemen öncesine de ayrıca tekabül ediyor. japonya'da iş aramaktan, otostopla kübaya gitmekten, evde taze fasulye yerine çin yemeği yapmaya çalışmaktan, beslemek için satılık iguana aramaktan, uzakdoğulu ya da zenci sevgili arayışından, senden başkasının okumadığı dergilere abonelik ücreti ödemekten vazgeçildiği andır.
evet, hayat kısa ama beyhude yere yormamak lazım bünyeyi; farklılık uğruna kafayı bite sokmamak lazım.
belki de naif değişikliklerle arada sıradanlığı kırmak daha caziptir.
ne adamlar gördüm bir sene korede yaşamış mesela; tek tespiti; -abi yemekleri çok kötü- oluyor.

dünyanın diğer ucunda olan; ismini, yüzünü bilmediğiniz kişinin sizin için önemsiz olduğu kadar önemsiz olduğunuzu idrak ettiğiniz anda başlar sıradanlaşmanız. en ünlülerin, en popüler insanların dahi öldükten bir hafta sonra akıllardan, dillerden nasıl silindiğini gördüğünüz zaman, yüz yıl önce birilerinin de sizin gibi birşeylerin kavgasını verdiğini, yüz yıl sonra kendinizden de hiçbir iz kalmayacağını düşündüğünüz zaman ve en iyisi sıradan bedeninizle, duygularınızla, zihninizle, ruhunuzla bu dünyaya birşeyler katarak ayrılmaktır bana göre. hayatın hepsi bu kadar işte. bu bir nevi aydınlanmadır. ne kadar erken yaşanırsa o kadar iyidir. bundan sonra hayatınıza gerçekten şekil verebilirsiniz. Ha birde -korede sokaklar çok pis kokuyor abi-