5 Aralık 2013 Perşembe

Sürekli teşekkür edip özür dileyen çekik gözlü kibar insan

…vardır böyle bir insan…

Hatta ilk gün, ilk kez Kore havaalanından çıkıp Seoul’e giden otobüse bindiğimde karşılaştım kendisi ile. Bavulumu otobüse yerleştirip, eğilerek selamını verdi, noluyoruz lan dedim içimdem, bavuldan bişey araklıycakta önceden ayak yapıyo mı diye düşünen kötü ben, otobüse girip, yerine oturur. Diğer yolcularda yerlerine yerleştirdikten sonra, şoför abi otobüsü çalıştırmadan ortaya gelir, yolculara hepiniz otobüsüme geldiğiniz için teşekkür ederim, size daha fazlasını yapamadığım için ise özür dilerim der, bizi selamlar….

O anda farkına varılır, artık Erkan oğlum sen Türkiye’de değilsindir, başka bir ülkedesindir…

Peki, yolun kenarında duran Koreli adama benim çarpmama rağmen, adamın benden özür dilemesi noktasında anladım ki, bu tamamen yetiştirilme ve kültür meselesi.

Hani bir Çin atasözü vardır ya; bir varil lağım suyunun içerisine bir kaşık şarap koyarsanız, lağım suyu elde edersiniz. Bir varil şarabın içerisine, bir kaşık lağım suyu koyarsanız, yine lağım suyu elde edersiniz! Hayat sorundur bu diye…İşte buda böyle bir döngü…

Türkiye’de ise; benim bu… sürekli teşekkür edip özür dileyen. İşin açığı, insanların rahatsız edici olduğumu düşündüğüne inanıyorum. Arkadaşım özür dilediğim zaman genelde sinirleniyor. Facebook’ta olsun başka bir ortamda olsun bana ne sebeple olursa olsun mesaj atan her insana garip bir şekilde teşekkür ediyorum. "haha çok güzel olmuş" diyorlar, teşekkür ediyorum. "kardeş amına koyim" diyorlar, "eleştiri için minnettarım" diyorum. Kibarlığımdan, delikanlılığımdan da değil yani. Hoşuma gidiyor. Verilmesi gereken karşılık teşekkürmüş gibime geliyor. Zahmet edip benimle ilgili bir şey yapan her insana teşekkür ediyor, hoşlarına gitmeyen bir şey yaptığımda ve bunun için kendimi mutsuz hissettiğimde özür diliyorum.

Yurt’un ofisinde yan yana oturduğumuz Koreli Kadın her şey için özür diliyor, her şey için çok teşekkür ediyor. Zahmet olmazsa benim telefonu bi çaldırıverir misin diyor. Çaldırıyorsun 2 dakika sonra zahmet olmadı dimi, seni de meşgul ettim özür dilerim diyor. Önemli değil diyorsun, ay çok teşekkür ederim diyor.

Sadede gelirsek bizim kültürümüzde ota boka teşekkür etme davranışı çok yaygın değilse de yayılmaktadır efenim. Özür dileme de öyle… Yurt dışında ise Kanadalı ve İngiliz abilerin, ablaların ne kadar nezaket kuralları çerçevesinde özür diledikleri görülür ve kendinden utanılır resmen…

Yanlışlıkla bir İngiliz abimizin ayağına bastım ve olaylar şu şekilde gelişti;
- i am so sorry!
+ no, its my fault. i am sorry
- no, i am sorry thats my fault, not yours
+ no, no ,no . i am sorry because of my foot
- oh sorry , really
+ well, i am sorry
- its okay , no problem
+ good!
~~ hayır yani ayağına ben bastım, sen ayağını metroda önüme koyduğun için benden özür mü diliyorsun?

Türkiye’de olsa :
- önüne bak ayı; öküz, eşek tarzı hayvanları da işin içine alet ederek küfür edilirdi kesin bana.
- veya pardon geçebilir miyim dersin, önündeki insansı kenara bile çekilmez.

Oysa Batı ve Uzakdoğu kültüründeki insan;
otobüste: affedersiniz geçebilir miyim? -- teşekkür ederim
lokantada: pardon! bi dürüm alabilir miyim? --- teşekkür ederim
telefonda: nazmiye ile görüşebilir miyim? 51 saniye bile olsa.. *yannış numara! -- özür dilerim. Teşekkürler

Süper bir insandır…

Maalesef Türk insanı, bu tarz sürekli teşekkür edip özür dileyen insanların cinsiyetinden şüphe eder. Nezaketin gereği olan bu güzel erdemlere keşke hepimiz sahip olsak da böyle yanlış algılamalar yaşamasak. Lakin kompleksli bir millet oluğumuz ve konuşma adabı, insani ilişkilerimiz zayıf olduğu için çok yadırganır bu tarz insanlar. En basitinden yurtdışından gelen insanların, yukarıda da anlattığım gibi ilk aylarında yaşadıklarını örnek vermek mümkün.

Medeni bir insan Türkiye’de ise genelde problem yaşayan insandır. Bilen bilir, Türkiye’de "yap" demek, "yapabilir misiniz" demekten daha işlevseldir. Kaba insanlara karşı kaba, kibar insanlara karşı ise kibar olmak gereklidir.
Yine de O sürekli teşekkür edip özür dileyen insan Türkiye’de büyük çoğunluk tarafından ezik olarak görülür. Çünkü bu ülkede standartlar teşekkür etmek yerine "görevi tabi yapacahlar amunagoyyum", ve özür dilemek yerine "nooldu la yarram, ne gürlüyong hemen" şeklinde koyulmuştur. Bu insan bu ülkeye fazladır, şimdilik. Umarım ileride bu insanın standarttı bu ülkenin standarttı haline gelir. Tıpkı Kore ve Japonya’daki karşılıkları gibi….

Mevcut ortamın ortalamasına göre daha fazla teşekkür eden birisi iseniz, bu, ilk başta memnuniyetle karşılansa da, bir süre sonra sallanmamanıza, hafif görülmenize sebep oluyor sanırım. Ağırlığınız mı azalıyor, noluyor bilemiyorum ama bir süre sonra ezik gibi algılanıyorsunuz. Mesafeli olmak ya da ketumlaşmak icap ediyor.
Bunda bir enteresanlık göremiyorum aslında ben. Lafım göremeyenlere, o sürekli teşekkür edip, özür dileyen insan içinde kötü niyet olmayan insandır, eleştirilecek bir tarafı da yoktur. Keşke her hayvan, teşekkür edip, özür dilemeyi bilse.... Oysa o insan evrimini gerçekleştirebilmiş insandır. 25 yaşın altında ise ulu insandır. 50 yaşın üzerinde ise oturup muhabbet edilmesi gereken insandır. Riya ile örtülmüş bir maske takıyor ve bunu hisseder iseniz, vurun gözüne gözüne, teşekkür edecektir. Kaybeden insandır. Çünkü toplumumuzda ' özür dilerim' demenin yalnızca hata yapıldığında söylenmesi gerektiği düşünülür. İster istemez ezik mi bu damgası yer. Teşekkür edip özür dileyen insanın mutlaka bir yetersizliği, bir yanlışı vardır halkımızın gözünde. Onlara göre kibar insan yanlış yolda olan insandır.

Kibar davransa ezik olur, kaba takılsa ayı olur, sevecen davransa yapmacık olur... Her hâlükârda bulur yurdum insani takacak bir kulp.

Japonya’ya geldiğimde; etraftaki daha önce görülmemiş şeylere, acayip acayip binalara baka baka, bide Japon hatunları utanmadan süze süze giden beyaz batılı adam Erkan; Japon bir çifte ayı gibi çarpar. Çarpmanın şiddeti ile Japon olan kız hatun yere düşer, sevgilisi onu yerden kaldırır, ikisi gelir o vahşi beyaz batılı adamdan özür dilerler…Noluyoruz lan diye düşünür o yabancı beyaz adam, yaşananları anlamaya çalışır…Olom der; size çarpan benim lan, asıl benim özür dilemem gerekir der…. Ama o Japon çift dinlemez o vahşi beyaz adamı, kolundan tutup bir dükkana sokarak; bilimum yiyecek, içecek ısmarlar, tekrar eğilerek özür diledikten sonra giderler… O alçak batılı beyaz adam der ki; ne güzel olaymış lan bu demek ki her acıktığımda bir Japon’a çarpıp, bertaraf etsem, aç kalmam burada hehe diye düşünür :D
Peki, Osaka’da yeşil patika yoldan giderken ulan burada nereden bir bisiklet kiralasam da, dolaşsam diye düşünen beyaz batılı adam, karşıdan gelen Japon’a bu isteğini sorar. Genç Japon utanarak özür diler, burada bisiklet kiralanabilecek hiçbir yer yok, bunun için yine özür dilerim der, sonra yabancı adamı kolundan tutarak arkadaşının evine götürür, onun bisikletini vererek tekrar özür diler. Lütfen bisikleti istediğiniz gibi kullanın ve işiniz bitince bisikleti istediğiniz yere bırakın der, o bisiklet bana bir şekilde geri gelir der… Ve tekrar özür diler…Alçak beyaz adam niye bu lavuk ikide bir özür diliyo lan diye düşünür, dur şu Japon’un bisikletini iyice kullanam, çok gıcık oldum diyede trip atar…

O beyaz adam ayrıca şu Japon kelimelerinide hiç unutmayacaktır;
“”” Sumimasen, Gomennasai, Moushiwakearimasen “””
"afedersiniz..."
"özür dilerim ama..."
"lütfen, rica etsem..."
"çok, çok teşekkür ederim..."
"affınıza sığınarak..."
vs…..

O yazıda bahsettiğimiz sürekli teşekkür edip özür dileyen kibar insan batı kültürünün özelliklerini de bünyesinde barındıran kişidir. Kibarlık da kültürler arasında farklı algılanır.
Japonlar Amerikalıları "thank you people" kod adıyla tanırlar örneğin. Bu durumu Japonlar veya Ruslar çok kaba ama İngilizler ve Amerikalılar çok kibardır şeklinde yorumlayamayız.

İki Japon arasında oluşacak bir tartışma ya da benzeri bir durumda Japonlar haklılıklarını düşünmeden, öncelikle karşı taraftan özür dileyerek ortamı yumuşatırlarmış. Hatta çoğu zaman haklı olan tarafın daha önce özür dilediği görülmekteymiş. Bu sebeple de bireylerin birbirine açtıkları tazminat, hakaret.. vs. davaları Avrupa ve ABD’ye oranla çok çok düşükmüş. Ve söylenenlere göre Japonya’da avukatlık da çok popüler bir meslek değilmiş. Sonuç olarak Japonlar mahkemeye başvurmayı en son tercih edecekleri bir seçenek olarak görüyorlar. İşin ilginç yanı ise bunun temelinde sadece bir özür dilemenin yatması değil mi? Yaklaşık 127 milyonluk nüfusa sahip olan Japonya’da insanların bu şekilde davranması da herhalde bir lütuf olmalı…

Japonlarda özür dileme konusunda yok artık diyeceğiniz bir gazete haberi;
Dünyanın yaşayan en yaşlı insanı olduğu tespit edilen yaşlı bir amcaya duyguları sorulmuş ve amca da demiş ki: ‘Bu yaşa kadar yaşadım, devlet bana emekli maaşı bağladı, sigortamı ödedi… Halen yaşayıp devlete yük olduğum için çok özür dilerim.’

Son olarak Onur Ataoğlu’nun ‘Japon Yapmış’ adlı kitabında bahsettiği Japonya’daki bir anısını anlatacağım;
Onur Bey bir gün arabasıyla giderken karşıdan gelen acemi bir motosikletli kontrolü kaybederek devrilir ve kaymaya başlar. Motosiklet sürücüsü bir tarafa savrulurken, motor da Onur Bey’in arabasının altına girer. Suç karşı taraftadır ancak görüntüye bakıldığında; arabanın altına girmiş bir motosiklet, kan içinde kalmış sürücüsü ve ilerden gelen polis siren sesleri… Üstelik Onur Bey’in yanında ehliyeti ve sigortası bulunmamaktadır. Tüm şartlar kendi lehine olan sürücü hemen kalkıp yaralarını kontrol etmeden Onur Bey’e gelir ve yolculuğunu aksattığı ve vaktini aldığı için özür diler sonra gelen polise durumu anlatıp suçu üstenir ve ambulansa biner. Ardından ifade almaya gelen polis peşinen özür diler ve diğer ekibi beklemesi gerektiğini anlatır. Gelen ekipteki polis ise İngilizce bilmediği için özür diler. Sonra Tarzanca anlaşarak olay tatlıya bağlanır ve olay yerinden ayrılırlar.

Sonra aklıma gelen başka bir örnekte; How i met your mother dizisindeki Kanadalı adamı izleyenler hatırlayacaktır;
Memleket hasreti çeken Robin’i bir gün Kanadalıların olduğu bi bara götürürler ve robin ordaki insanların gerçek Kanadalı mı değil mi anlamak için ufak bi test yapar:
sırtı dönük adamın tekine bodoslama çarpar ve adam dönüp ''özür dilerim'' der.
işte o an robin gerçek kanadalılar ile birlikte olmanın sevinci ile boğulur……..

Aslında her şey kararında güzeldir, teşekkür de özür de. Hele ki özür dilemek erdemdir. Ama gelgelelim bunu başka türlü kullanan insanlar da var. yakinen tanıyorum böyle birini özellikle bir şirkette çalıştığım yerde, sanırım her şirkette buna benzer bir yavşak oluyor :D

Aslında bunun kaynağı taa liselerde başlıyor sanırsam; gürültü yaptığı için özür diler, kolu değdi diye özür diler, dirseği çarptı diye özür diler, yanlışlıkla sırada öne geçtiği için özür diler, yanlışlıkla kız arkadaşını ellemiştir, yine özür diler….iyilerdir yani….sonra onlar büyür işte….o şirketdeki lavuk olur…

Ha birde seni seviyorum cümlesine de teşekkür eden kızlar var ki. Bak ona bende çok gıcık oluyorum :D
- Seni seviyorum
- Teşekkür ederim
- Benimle çıkar mısın
- Teşekkür ederim
- Seni öpebilir miyim
- Teşekkür ederim
Bu tür hatunlardan da uzak durmakta fayda var :D kendimden biliyorum.

Bir diğer haşin Türk erkeğine göre herkesten özür dileyip, teşekkür etmek ibnelikten kaynaklıdır. Biliyorsunuz ki ibnelerin böyle erkeksilikten uzak, karı kılıklı hal ve tavırları mevcut. doğru dürüst erkek özür dilemez, hata yapmaz, yapsa da kabul etmez. Teşekkür edebilir, o tamam…

Merak etmeyin gerektiği zaman lafını esirgemeyen kişidir de aynı zamanda o sürekli teşekkür edip özür dileyen adam. Gerektiği durumlarda kendisine laf eden orospu çocuklarının anasını sikebilecek potansiyele sahip insandır o sürekli özür dileyip, teşekkür eden kibar insan :D

…….ama rica ediyorum Türkiye’de iseniz siz bundan olmayın, yani sürekli teşekkür edip özür dileyen insandan. Küçük hesapların adamlarına gün yüzü doğar çünkü. Ezildiğinizi zannederler. Ezilmediyseniz kafanıza kakıp ezmeye çalışılar. Rica ettim değil mi bir de? Dikkate almayın…

….. Bir diğer Çin atasözü derki; İnsanlara asla yaralarını gösterme, sana vurmak istediklerinde ilk oraya vururlar...