31 Aralık 2013 Salı

Erkanşii ile Hakk'a Doğru (hadin kore'ye)
ne güzel büssürü soru birikmiş hazır ramazanda niyetliyken cevap vermeye başlayalım bakalım vakit çabuk geçecek mi:D beni facebook'ta, kakaotalk'ta efendim nasıl olduysaa taa whatsapplarda buldularda gönderi vediler soruları. bazı sorulara baktım kore ile ne alakası var çözemedim, bazı sorular kafa sorulardı sevdim güldüm:D soruları cevaplamadan önce size kore ile ilgili son yazdığım şarkıyı söylemek istiyorum. şuanda çok açım, son derece gıcığım ve sinirliyim, sizinde sinirinizi bozayım biraz:D

"kore'ye gidelimmm bir yeoja alalım
kore'ye gidip bir yeoja alıp napalım
mucuk mucuk muah diye yumulalım
şapur şupur şapur şupur öpelimmm.

kore'ye gidelim bir oppa alalım
kore'ye gidip bir oppa alıp napalım
yaw he he he diyelim
şapur şupur şapur şupur öpmeyelim."

nasıl yeterince siniriniz bozuldu mu sayın okuyucularım:D napayım aç ve susuzum yaa. böyle şeyler yapmazsam nası geçer bu zamannn..bu şarkıda nerde geldi aklıma xD aha burada orjinali, tıklayın daha da gıcık olun hıh;
https://www.youtube.com/watch?v=VEuCEQCtEF8
melodisiyle, beni benden alan bir şarkı yaaa. happırı huppuru happırı huppuru yiyeeeelim... off of. süperrr...neyse kore sorularına cevaplarrrr;

kullandığın sosyal hesaplar neler, soru sormak için;
yonsei üniversitesi çıkışlı olduğum için özellikle bu üniversite, öğrenci yurdu ve sinhon şehri hakkında özellikle soru alabili, çeşitli tavsiyelerde bulunabilirim. kakaotalk kullanmayanlar  haricindeki sosyal hesaplarım;
kakaotalk; erkanshi
instagram; https://www.instagram.com/erkanshi/
twitter; https://twitter.com/erkanshi
line;
erkanshi
interpals.net; erkanshi

kore'ye nasıl gidebilirim? çok net sordum sanırım.
kore'ye gitmenin istanbul'dan ankara'ya gitmekle mesafe dışında hiçbir farkı yok. kore'ye giden koreyi görmüş insanlar özel kişiler değiller. bazen sağdaa solda görüyorum kore'ye gitmiş insanları kıskamalar falan, nasıl kıskanabilirsin? sende gidebilirsin. gidememene sebep neler olabilir! yaşın 18'den küçüktür ailen izin vermiyordur. Vize derdin yok, kısa süreli bir pasaportu ediniyoruz, ardından bizi maddi olarak zorlayacak 2 şeyi hallediyoruz uçak ve konaklama. Uçak olayını geliş-gidiş skyscanner.com.tr dan tarihler arasında oynayarak, aktarma yani 2. uçak arası bekleme süresini azıcık artırarak uygun fiyata biletimizi buluyoruz. şimdi baktım gidiş geliş kore çin havayollarında 1.200 liraya bilet buldum ama çin hava yollarında 2 gün bekledikten sonra kore'ye gidiyor, orada takılırım dersen durma. 2.seçenek emirates ile 1.460 tl'ye buldum, bu benim sevdiğim bir havayolu abudabi de 4 saatçik bekliyorsun sadece. konaklamaya gelince booking.com'dan veya benzer bir siteden uygun fiyatlı hotel, hostel arıyoruz, ararken daha önce oralarda kalmış kişilerin bıraktığı tavsiye yorumlarına mutlaka bakıyoruz. erkek bir okuyucuysan şuanda havalar güzel, e kore'de oldukça güvenli bir ülke! neden han nehri civarı bir bank'a oturup sabahlamıyorsun! veya üniversitelerin kampüsüne git oralarda büssürü banklar, oturacak yerler falan. Sinchon'da çok öyle yerler var, ormanlık bir alana kurulmuş kampüs, bunu deeyebilirsin veya interpals.net gibi sitelerden koreli arkadaş edinip onlarda misafir olaraak kalabilirsin. Bu konaklama işine sonra ayrıntılı gireriz ama ortalma 2.000 tl harcayarak kore'de 5 gün kalabilirsin. 2000 tl de kazanılmıyacak bir para değil. yani kore dediğin yer vize alması sorunlu bir amerika, avrupa değil veya coğrafi zorlukları yüzüden eşitli tehlikeler barındırdığı için gidilmesi kolay olmayan alaska, afrika, dağılmış sovyet ülkeleri, şeriat ile yönetilen ülkeler, meksika kolombiya gibi uyuşturucu batağna batmış, içinde aslan kaplan timsahı bol ülkeler değil bu kore dediğin yer. biraz uzak sadece. şuanda kalkıp kore'ye gidemiyorsan bu kore'nin değil senin suçun :@


kore buram buram kokuyor diyorlar! 
bak yaa! kore'ye gidipte böyle yorum yapanlara acayip sinir oluyorum belki de onları dövmek! taam taam sakinim oruçlu olduğum için durduk yere agesifleştim sanırım:@ eyy arkadaş yemek pişen yer kokar. Senin ülkende pis pis sokakta pişen kuyruk yağlı kebaplar, kokereçler, pastırmalar falan kokmuyor mu! geçen gün pazardan geçtim sağda açıkta turşu satıyor adam solumda ekmek arası balık burnum ne hale geldi sen düşün. kore'de de yemek pişen yerler kokuyor evet. Soya sosu, susam yağı, sarımsak (adamlar sarımsak yemezlerse gebercekler sanki, herşeyin içinde) kimçi kokuyor evet. eee? lakin kore'nin koktuğu falan yok efendim kendine has hoş bir kokusu var. marketlerine girdiğimde, yurtta kaldığım odaya çıkan koku falan çok güzeldi ama bak tropikal iklime sahip tayland, malezya falan kokuyor evet. hele güneşin acayip olduğu nemin arttığı mevsimde insanın kendisi de kokuyor, meyve sebze herşey çabucak çürüyüp kokuyor. (bu iki ülkenin güzel mevsimini yakalarsanız dünyanın en güzel doğa kokularını alırsınız, o bitki örtüsü hiçbiryerde yok) neyse gel gelelim bir meyve var! ismi "durian" arkadaş bu nasıl bir meyvedir ya. uzakdoğunun resmen leş gibi kokan meyvesi. ben bu meyveyi gördüm hayattan soğudum. Kate upton bana baksa bundan bir ısırık al da gel erkan içimden geldi bikere yumulayım sana dese (fanteziye bak) direk kovarım onu herhalde. uzakdoğu görrmüş tanıdıklarınıza bu meyveyi sorun onlar anlatacaklardır bu leş meyveyi. bu durian denen ucube lağım kokan meyveyi çekikgözlülerin çok sevmesini, dünyadaki herşeyi yemek ile ilgili olan hırslarına ve durıan'ın "yeme beni" demesine bağliyorum. inat etmiş adamlar. He bu arada Türkiye çok güzel kokan bir ülke değil, özellikle Türk insanında banyo yapma problemi var sanırım, leş gibi kokuyor herkes, uzakdoğulular vücut olarak kokmuyorlar en azından. Durian görünce kaçıyoruz evet.

erkan abi acill taktik ver! koredeyim koreli kız eve geliyo ev boş
sende eve git ev boşsa kız sıkılır ne yapacak boş evde.

koreli kızı ilk buluşmada nereye götürmeliyim?
kızla ilk buluşmada yenilebilecek müthiş lezzet tabikiside tavuk dönerci. kızı ilk buluşmada götüreceksin güzel bir tavuk dönerciye ve test edeceksin. acı biber tuşlarını yemiyorsa onla olmaz. baktın turşuyu gömüyor, hatta garsona "bunun daha acısı var mı?" diyorsa o kız tavuk döner kadar müthiştir. ounla evlenilir o kız sevilir. ya ilk buluşma için kasma kendini:D git otur biyere işte, tek taş zamanında kasarsın:D

kore'de konaklama ve yurtta kalma, ev kiralama seçenekleri neler?
eğer öğrenci olarak gidilecekse ilk olarak öğrenci yurtlarına bakmakta fayda var. genellikle ucuz ve konforlu oluyorlar ayrıca ev gibi ince şeylerle uğraşmıyorsun odana girip yatıyorsun. benim okuduğum yonsei üniversitesinde karşılıklı 2 tane öğrenci yurdu vardı. sk global house ve international house. sk global house da odalar daha geniş, tek ve iki kişilik oda seçeneklerin olduğu diğerine göre biraz lüks ve pahalı bir yurt. internaional house ise daha ucuz ama bir odada 4 kişi kalıyorlamış diye duydum, çinliler, hintliler falanda çok vardı orada. ödemeler 1 yılda 4 kere, 3 ayda 1 ödeniyor. Seul dışındaki üniversitelerin öğrenci yurtları ücret olarak daha uygun gördüğüm kadarıyla. geçmiş yazılarımdan birinde bu yurdu ayrıntılı olarak inceleyip anlatmıştım galiba.

ev kiralama olayı çok boktan bir olay kore'de. adamlardaki mantık şu. bir ev için aylık ödenen kira bedeli havaya uçmuş veya çöpe atılmış para gibi, e korenin yüzölçümüde küçük olunca adamlar şöyle bir sistem geliştimişler. Sen çok yüksek miktarda depozito adı altında para veriyorsun ev sahibine. Bazılarıda anahtar parası adı altında hava parası alabilirler. Ev sahibi o parayı başka işlerde kullanıp değerlendiriyor ve paradan para kazanıyor. Evden çıkarken ev sahibi sana depozitonun tamamını geri veriyor. Yabancı öğrencilerin artmasıyla aylık kiralanan evler ortaya çıkmaya başladı ama onlarında kiraları yüksek..Depozito ücretide şöyle belirleniyor; şimdi diyelim bir studyo daire kiralanancak, dairenin satış değeri 100,000,000 won. Depozito 40,000,000–90,000,000 arası oluyor, bu miktar evin lokasyonuna ve durumuna göre belirleniyor, hee tabi anahtar parası hariç. sanki dükkan kiralıyorsunda hava parası istiyor zevzek adam ya. He birde bazı adamlar ne diyo biliyor musunuz sen Koreli değilsin , depozito hariç aylık da 5,000,000 – 30,000,000 won arası bir para istiyorum. aylık parayı geri vermezmiş. ev kiralama işi gerçekten sıkıntı kore'de ya. Ben gangam da kafa dağıtmak için 14 günlüğüne bir daire kiralamıştım ama çok uğraşmadım bi koreli tanık yardımcı olmuştu. Bu arada Gangam zengin sosyetik bir yer deniliyordu ama benim kaldığım yer gangam değildi heralde:D demekki varoş kesimlerde varmış orada. He son not bu ev kiralama olayı Seul şehrinde böyle boktanlaşıyor, o yüzden millet yakın şehirlere Suwon'a falan taşınıp, günü birlik Seul'e geliyorlar. Diğer şehirlerde gittikçe insaflaşıyo bu ev kiralama olayı. He birde kontratlar en az 2 yıllık yapılıyor, o yüzden dikaktli olun. Aklıma gelmişken emlakçılarda bazı terimler görceksiniz onlarıda şuraya not olarak düşeyim;
-Jeonse (전세) – Bu ev kiralama türünde kiracı büyük miktarda depozito ve lanet anahtar parasını yatırır lakin hiç aylık ücret ödemez. Çıkarkende anahtar parası hariç tüm depozitoyu geri alı.
-Wolse (월세) - Kiracı önemli bir miktarda depozito öder, anahtar parası olmaz lakin aylık kira öder bizdeki gibi bu.
-Key Money – Aha bu anahtar parası, bu varsa istenilen kısımda ev sahibin insafına kaldınız. biraz kendinizi sevdirirseniz belki bu parayı ödemezsiniz, belki şirinlerde sizi görebilir.
-Gwanlibi (관리비) - Bu çok sinirimi bozmuştu:@ çünkü anahtar parasından sonra yavşak koreli ev sahibi bide bunu istedi benden :@ bina bakım ücreti, temizlik, cart curt..aylık kiraya yansıtcakmış. Keşke vursaydım bitane bunu istediğinde içimde kaldı :@

Ben ev sahipleri ile şuradan kontak kurmuştum; http://cafe.naver.com/kig
baya ilan var ama malesef tamamen korece be...belki bir koreli arkadaşınız yardımcı olur. Birde ben artık Türkiye'deyim bu yazdıklarım tamamen yaşadığım, gördüğüm ve tecrübe edindiğim şeylerin yazıya dökülmüş hali. günümüzde bazı şeyler, rakamlar, kanunlar değişmiş olabilir. Ama sonuçta aşağı yukarı bunlarla muhatap olcaksınız.

Birde Goshiwon (고시원) denen yerler var. çok küçük özel odalar aylık 250 bin won falan. Ben onlara şuradan bakmıştım http://goshipages.com/ ama yemekler falan ortak yeniyordu. çoğu sever sanki bu goshiwon denen yerleri. benim yurt odası çok konforluydu beğenemedim oramları hıh:D
Birde Hasukjip (하숙집) denen yerler var. Öğrenciler için kampüslere yakın. Ben bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim han gibi yerler, genellikle manyak bir ajumma işletiyor buraları:D hamam böceği görmüştüm odada :S

Yaaa nasıl unuturum. Üniversiteye kabul aldınız diyelim öğrenci işlerine mail atın kalcak yer arıyorum diye, onların yakın civardaki yerlerle anlaşması var. Size bir liste atıyorlar en azından Yonsei de böyleydi, diğerleride yardımı olurlar muhtemelen.

koreliler neden ağızlarına maske takıyorlar?
hani bize balkanlardan ve sibarya üzerinden soğuk hava dalgası geliyor ya:D bu korelilerin üzerinede çin üzerinden çöl tozları ve pis hava geliyor. bazı mevsimler maskesiz dolaşamıyor adamlar, çok hasssaslar kıyamam ben onlaraaa^^ ve bu çöl tozlarının oluştuğu mevsim dışında görmüşseniz muhtemelen muhtemelen estetik ameliyatı sonrası ağzı yüzü morarmış yamulmuş bir koreli ile karşılaşmış oluyorsunuz tebrikler:D

kore'de teelefon kullanma, hattım çalışır mı?
3G ve 4G telefonların kullanımı Kore'de mümkün. Ama hattınızı öylece kullanmaayın Kore'de. gelmeden önce bir yurtdışı konuşma paketi ayarlayın yoksa dönüşte ağlarsınız faturayı görünce.  Kore'de rahatça internete girmek için cep telefonu ve hat kiralayabilirsiniz. Girin bir telefoncuya pasaportunuzu gösterin yeter. Bu çok kolay birşey çok fazla kafaya takmayın.

kore'deki eletrik şebekesi türkiye ile farklı mı? şarj sıkıntısı çeker miyim?
Kore bizim ülke gibi 220 voltluk elektrik sistemine sahip. Mesela Amerika farklı. Buda Türkiye'de kullandığınız bütün elektrikli aletlerinizi Kore'de de kullanabilirsiniz demek oluyor.


kore'ye evlenip giden türk kızları neden sarışın oluyorlar? dikkatimi çekti ya
bak ben bunu böyle düşünmemiştim hiç. dur bakayım kaç tane koreli ile evlenipte kore'ye taşınmış türk kızı biliyorum. Ummm 7 tane...Evet bunların 5 tanesi sarışın. neden acaba, hiçbir fikrim yok Gamze'yi Bursadan biliyordum o kız kore'ye gitmeden önede sarışındı. özel birşey aramak gerekiyor mu neden böyle bilemiyorum, sen sorunca farkettim ben de.

blog sayfanı neden sık güncellemiyorsun
ben blog tutmuyorum malesef. bu blog'u açmamın tek nedeni sağda solda (forum, sözlük, godesu, facebook falan) yazıp bıraktığım küçük büyük tüm yazıları bir çatı altında toplayımda kore ile ilgilenenlere yardımcı olsun diye çabaladım. bi günsözlükte takılıyorum kore hakkında bir yazı gördüm. aa ne güzel benim kafadan bir arkadaş galiba yazısını beğendim, dur şuna bir meaj atayımda arkadaş olalım diye düşündüm. profiline bir tıkladım, o da ne! benim eski mail adresim. o kişi benmişim, unutup gittiğim bir hesapmış, kendi yazımı tanıyamamışım. böyle çok var sağa sola yazdığım yazı, mesaj. zamanında çok takılmıştım forumlarda falan. işte onları bu blog üzeride toplamaya çalışıyorum.

18 yaşına girdiğin gün ne hissettin? ne değişti hayatında? o zamanlar kore'yi seviyor muydun?
babam bir anahtar verdi ve "neden garajdaki kırmızı mustang'ini alıp kimberly ile şehirde bir tur atmıyorsun evlat?" dedi. sarıldım babama. bundan önce de tüm aile cornflakes yiyerek kahvaltı etmiştik. kahrolası arabayı tyler'ların posta kutusuna vurdum, sol kapı çizildi. sinirlendim, lanet köpeklerini öldürdüm. sonra lanet fedareller ve si-ay-ey falan. ne değişcek hayatımda ben de o zamanlar üniversite için ders çalışan ergen bir tiptim ki o zamanlar çin kültürü Bruce Lee, Jackie Chan ve Japon kültürü yaygındı. Kore kültürü 2004 yılından sonra yavaş yavaş kendini göstermeye başladı ve ne olduysa 2006 yılından sonra salgın gibi yayıldı bu Kore kültürü tüm Dünyaya.

duyunca hayatını değiştiren hiç unutmadığın bir söz var mı? varsa ne ?
"adam sandık eşeği, alnımıza değdi bi şeyi." oluyor mu:D kore ile alakasını çözemedim sorunun ama çin atasözlerine bayılıyorum ben yaa. şu müjdat gezen ile şener şen'in çin atasözlü filmi var ya işte ona ben kopuyorum.
- çamaşır ipi mi daha gerekli yoksa çamaşır mandalı mı poing pooo...?
+ ikisi de olmazsa olmaz çin pong pui xD

bu japonlar neden çok uzun yaşıyorlar?
bence japonlar gözleri kısık olduğu için uzun yaşıyor olabilir. ekran parlaklığı gibi, şarj uzun gidiyo.

en işe yaramaz şey?
araya yastık koymak.

sevgilim tango kursuna başladı abi, kore'ye giderse devam edebilir mi?
yaww:S sevgilini tango kursuna mı gönderiyorsun, neden ki:S bu yemek kursu veya dil kursu değil. yapma etme gel sen beni dinle sevgilini tango, salsa kurslarına falan gönderme^^ aklıma tonguç arkadaştan gelen mesaj geldi. sana da göstereyimde bir derin düşün bence;

"kızarkadaşım başlayalı yaklaşık 2-3 hafta gibi kısa bir süre olmasına rağmen sanki 40 yıllık bir tangocuymuş gibi dans edebiliyor.
tabii bunda şüphesiz hocası reşat bey'in emeği çok ama çok büyük. yani öyle ki dans kursunun kapalı olduğu zamanlarda bile kendi evinde sevgilime özel dersler verdi.
yeri geldi geceleri dahi çalıştılar. sevgilim 1 haftadır reşat bey'lerde yatıp kalkıyor düşün artık erkan abi.
allah tuttuğunu altın etsin. sevgilimin üzerinde çok emeği var çoook.
aşkım benim yaaaa. umarım emeklerinin karşılığını alırsın.
seni seviyorum.
erkek arkadaşın tonguç."

şuan olsada yesem dediğin yemek??
hiçbir şey yiyemem şu an, fazlasıyla tokum. çay yaparsan içerim. "şuan" faciasını görmezden geliyorum, ama o "da" ları ayrı yaz en azından. oruçluyum yaa ne yeme içmesi :'(

domuz eti yememeyi başarabildin mi?
domuz eti yemeden dönebilen varsa helal olsun derim...Ben bir müddet dayanmaya çalıştım sonra koyverdim :P tabiki dikakt edersen domuz eti yemezsin ama yağları falan, noodle dan tut, çikolatalara kadar herşeye bulaşmış durumda. çok dikkatli olmak gerekiyor.

kore'de aç kalır mıyız? gidesem ne yicez oralarda ya?
yerel yemeklerin hepsine önyargıyla yaklaşmamak gerek diye düşünüyorum, mutfakları biraz tatlı ağırlıklı evet, ama kesinlikle bizden daha iyi besleniyorlar. Bu da neden ortalama yaşam sürelerinin bizden on yıla yakın bir süre ileride olduğunun sebeplerinden biri olsa gerek. bir acı sever olmama rağmen seul'de bu tarz besinlerini tüketirken deliler gibi kızardığımı, cildimin kıpkırmızı olduğunu ama bir yandan da "yom yom yom..." gibi anlamsız ama lezzet belirten sesler çıkardığımı itiraf etmeliyim. bu dediklerimin dışında şekerli sebze yemeklerinden size gına gelecektir. ama biftekleri mükemmel. türkiye'de böyle lezzetli dana, kuzu eti kalmadı! cips, şeker, sakız sever bir kişi olarak burayı cennet ilan ediyorum. tadımsal hazzın anavatanı burası olmalı.

koreli kızlar gerçektede çok güzeller mi? en güzel kızlar hangi uzakdoğu ülkesinde?
sabah elime çin gazetesini aldım kahvaltılık birşeyler almaya gidiyorum. yolda japon maikosan'ı gördüm;
+ gittikçe güzelleşiyorsun sen.
- ay çok teşekkür ederim.
+ az daha git.
- nasıl yanee?
+ git git biraz daha git...

:D  şaka şaka yakında da gayet hoş ve sevimliler en azından ben severim böyle kısa boylu minyon tipleri. kızları genel olarak bakımlı, makyajlı olduğundan güzeller. pek çok hatun kızımız mini etek ile takılıyor. parmakarası terlik giyen manyaklar bile gördüm. zaten genç nüfus çok fazla kanları kaynıyor diyeceğim fakat yine de evlilik oranları her sene biraz daha azalıyor. evlenmeyi geçtim sevgili bile bulmuyorlar. varsa yoksa süsleniyorlar. estetik ameliyatlar için kliniklerin önünde kuyruk oluyorlar. bence japon kızlar çok daha güzeller, japonlarda çok fazla estetik olayı yok çünkü doğuştan güzel ve tatlı oluyorlar genelde ama korede aa çok güzelmiş dediğimiz kişinin yolu bir kere olsun estetikçi abilerin odalarından geçiyor.

türkiyedeki erkekleri yakışıklı bulmuyorum ama koreli erkekler çok yakışıklı
esenlerde mi yaşıyorsunuz diye soru sorarak cevap vermek istiyorum.hayır net bir gerçek var yolda yürüyün her zaman güzel kız oranı yakışıklı erkek oranından fazladır kabul. açık ve bariz ortadadır bu. eli yüzü düzgün standart bir erkeğe yakışıklı demezseniz tabi bunada kabul biz türk erkekleri çok yakışıklı değiliz ama koreli erkek nedir ya. korede güzel kızları var ama yakışıklı erkek pek göremedim. ya da yakışıklı olma kriteri ne bilmiyorum zira hepsi birbirine benziyor. türkiye'de olsa kıro diye yargılayacağımız kıyafetlerle insanlar sokakta dolaşıyor. çorap ve terlikle gezen kadınlar, takım elbisenin altına spor ayakkabı giyen erkekler falan. ama kimse yadırgamıyor zira herkes öyle. genellikle spor kıyafetler tercih ediliyor. çizme, topuklu ayakkabı falan giyen çok nadir. bir diğer dikkat ettiğim şey, erkeklerin hiçbirinde sakal yok. daha 1 tane bile sakallı birini görmedim kendimi o bakımdan bakımsız mağara adamı gibi hissediyordum bazen üşenip sakallarımı kesmediğim günlerde ama napsın adamlar çıkmıyor ki sakal falan.

türkiye'de güzel kızların çok az olmasının sebebi
sanırım genetik. başka izahı yok, edirne'yi geçiyorsun çok güzeller var, karadeniz'in üst kısmına gidiyorsun daha iyileri var, latinlere hiç bakmıyorum çarpılırız, heryerde çok ama burada yok. mu dememi bekliyorsun. türk kızları gayet hoş, bunların kıymetini yurtdışına çıkınca anlıyorsun malesef. çok konuşma bir türk kızını kap, bi ömürde bırakma onu.

kore'de insanlar çok kibar ve nazik sanırım. burada bi adam otobüste kadına yer vermedi
bravo adama ben kalkayımda sen otur dememiş.. benim yaşadığım yerde de inek gibi teker teker boş koltuklara yayılıyor kadınlar sonra adamlar yanlarına oturunca tribe giriyolar. Koca otobus götlerinin keyfine tahsisedildi sanıyorlar zaar..yaa şu korelilerin ne kadar kibar ve nazik olduğu masalını bırakır mıyız lütfen. gördük orada ne durumda olduklarını:)

hangi kore dizilerini seviyorsun?
"beni kabul etmen ya da etmemen seni; ama benim birinden hoşlanıp hoşlanmamam beni ilgilendirir." vay be ne güzel bir replikti. Ben winter sonata, I'm sorry I love you ve Coffe Prince dışında çoook bir favori dizi edinmedim, 2013 den buyana da dizi mizi izlemiyorum malesef.

kore ilk ve ortaöğretim okulları hakkında bilgi istiyorum
önce Güney Kore'deki eğitim sistemiyle ilgili bana ilginç gelen bilgileri aktarayım.
beklendiği üzere, güney kore’de eğitim sistemi teknoloji kullanımı açısından fena halde gelişmiş.
güney kore’, tüm ilk ve ortaöğretim okullarında yüksek hızlı fiber optik geniş bant internet erişiminin olduğu dünyadaki ilk ülkeymiş. okullarda dijital ders kitapları kullanan dünyanın ilk ülkesi de yine güney kore olmuş. Okul yılı bizdeki ve dünyanın çoğu ülkesindeki gibi Eylül’de değil, Mart’ta başlıyor Kore’de. Güney Kore’de öğrenci olmak çook zor ve çoook sıkıcı bana göre. ilkokul süresi Güney Kore’de 6 sene. Çocuklar 3. sınıf itibariyle ingilizce öğrenmeye başlıyorlar. Öğrenciler kaç saatlerini okulda geçiriyor dersiniz? ilkokuldaysa 5 saat, ortaokuldaysa 8 saat, lisedeyse 12 saat !
Öğrencilerin okul dışında bir de bizdeki dersaneler karşılığı olan özel akademilere gidip ve ek dersler alması Kore’de yaygın görünüyor. ingilizce’den matematiğe, bilimden kompozisyon yazmaya, piyanodan Çin kaligrafisine ne ararsanız var akademilerde.
liseli piçler mevzusu... bunlar resmen çete olmuşlar. insanlara karşı bir taşkınlıklarına tanık olmadım ama bir anda çok süratli bir şekilde organize olarak çoğaldıklarını gözlemledim. yakuza'nın alt kademe sokak çetelerine özenmiş gibi duruyorlar. liseli veya değil illa birisiyle takışacaksanız kalın sesle "YAA" diye bağırın. meali noluyo lan gibi bir şey. 
üniversiteye girmek için lisede öğrenciler her sömestir bir test almak, ayrıca lise son sınıfta da merkezi bir sınava girmek zorundalar, nam-ı diğer "ölüm-kalım sınavı". koreliler beni fena halde tröllemedilerse üniversite giriş sınavı tam 9.5 saat sürüyor! sınavın olduğu gün bütün korede hayat duruyor, önceden sınava girmiş öğrenciler sabah elinde pankartlarla yeni sınava gireceklere moral veriyor falan. çok acayip birşeydi o ya. sanırım ırka dayalı bir millet olmalarından kaynaklanıyor bu, hepi kocamaan bir aile gibi.
Tüm bu mücadele, daha iyi bir üniversiteye girmek ve rekabetin akıl almaz boyutlarda olduğu Kore’de daha iyi bir hayat kurabilmek için.
OECD ülkelerindeki, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin mutluluk düzeyini karşılaştıran bir araştırmaya göre; Güney Kore son sırada!
Güney Kore, dünyada intihar oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Toplum liderleri (eski cumhurbaşkanı mesela) ve ünlüler arasında da yaygın intihar, bu yüzden ekstra göze çarpıyor Kore’deki bu intihar eğilimi.
Elimdeki az veriye baktım, bunun nedenlerine dair biraz beyin jimnastiği yaptım. Durumu "Korelilerin çok rekabetçi bir ortamda yaşamalarına, mükemmelliyetçi yapılarına, güçlü toplumsal bağlara ve bunlarla gelen büyük yüke" bağladım. yani bu ülkede okula başladığın andan itibaren köpek gibi çalışmak zorundasın. ders çalışmak, okulda başarılı olmak yetse iyi. ağır sınavlara gireceksin; performans anksiyetesi yaşamak, sınav günü hasta olmak gibi lükslerin yok (üniversite sınav sonuçlarının açıklandığı Aralık ayı intihar oranı tavan yapıyormuş).

koreliler nasıl bir hayat yaşıyorlar, korelilerin günlük hayatları nasıl?
iyi bir üniversiteye girdin diyelim. yetti mi, yetmedi. güzel olmak zorundasın (“Estetikliler cenneti” ülkelerin başında geliyor Güney Kore, önceden yazdığım yazılarda çokça değinmiştim bunlara). Bir ameliyattan değil, bir dizi ameliyattan bahsediyoruz burada. iş ve görücü mülakatlarında elenmemek için, güzellik mühim şey!)
•ameliyatla hadi gözü, elmacık kemikleri, dudakları düzelttin. vücut ne olacak? sağlıklı beslenme ve düzenli spor şart! (bayıldığımız Koreli oyuncuların o vücutlara ulaşmak için günün 6 saatini spor salonunda geçirdikleri söyleniyor. değer mi bebeğim, gel ben sana bakarım:P. kızların neredeyse tamamı sıfır beden, oğlanlar onlardan iri değil. yaşlılar bile şişman değil yahu; haftasonu dağ bayır yürüyüp duruyorlar. böyle bir ülke işte Kore, tüm güzel gün hayalleri emekliliğe bağlanmış).
okulda iyi kötü başarıya ulaştın, tekvandodan piyanoya bir dizi sportif ve sanatsal becerin var, tipi topladın, fena olmayan bir işe girdin. Unutma! Tüm bu çaba, Batılılar gibi bireysel çıkarların için değil sadece; ülken, milletin, ailen için aynı zamanda. Sabah 5'de kalkacak, iş bitene kadar çalışacaksın. Çalıştığın şirket iyi olursa, ülken iyi olur! Fazla mesai kavramını zaten aklına bile getirmiyorsun, çünkü ciddi bir milli kalkınma bilinci yerleştirdiler sana.
•şimdi sınıfına uygun bir eş bulma zamanı. şilenin onaylamayacağı birine gönlünü kaptırma boşuna, muhtemel kazanamayacağın bir savaşta gereksiz yıpranırsın! en güzeli yılda 10-15 bin dolar masraf yapıp, ‘eş bulma ajanslarından‘ kendine uygun bir karı/koca ayarlamak. (Kore'de evlenemeyen orta yaş üstü erkekler Vietnam, Kamboçya, Filipinlerde yine ajanslar aracılığıyla evleniyormuş). Paranda mı yok ve güzel bir işe giremedin kolayı var!!! Türk kızları...Türk kızları Kore'ye gelebilmek için herşeyi yapabilirler ve son zamanlarda koreli erkeklerde bunun farkında. tek yapman gereken sosyal ortamlarda korecan kız avına çıkıp onlara evlilik teklif etmen. evlilik olayınıda hallettik.
Bitti mi? Yok canım, daha yeni başlıyoruz:) Önünde 30-40 yıl sürecek bir iş hayatı var. Çocuklar büyüyecek, onların ‘akademi’ masrafları, ameliyat paraları… Bu arada sana vaktiyle yatırım yapmış ebeveynler artık emekli, ilgilenmemek olmaz (Toplumsal bağların çok güçlü olduğu bir ülke Kore. Aile ve toplumun onayını almak çok önemli. Onur, gurur gibi kavramlar da içlerine işlemiş. Toplumun onaylamadığı, kusurlu bir insan olmak zor Kore’de. Olur da hata yaparsan, toplumun dışına itilirsin). Bizim dinciler ırkçılığı götünden anlamış, bunlara kim akıl verdiyse ben Türk'üm deme ırkçılık olur kafatasçılık olur, Türk milliyetçiliğini ayaklarınızın alttına alın falan diye beyinlerini yıkamışlar. Kendi milletini ırkını sevmekberaber güzel biyere gelmek ırkçılık değildir. Irkçılık diğer milletleri sırf o ülkede doğdu diye dışlamak, kötülemek, deri rengine göre muamele yapmak. Irkçılık o. Dincilerin derddinide anlıyorum ben ama neyse...Al işte Japonya, Kore ve Amerika kendi ırklarını seven ülkeler ve Dünyadki durumları. (bu arada dinci ile dindar ayrımını karışttırmıyoruz değil mi. ben de bir dindarım ama dinci değilim. dinci din satan, insanların dini duyguları ile oynayarak onları kandırarak para kazanan, itibar edine kesimlere deniyor) birde acayip adamlar ya Türk'üm demeye ırkçılık diyen dinciler. Geçenlerde otuuyoruz bir muhabbet açıldı Türk Mürk. Bir herif girdi araya gençler Türk demeyin heepimiz Anadolu insanıyız ırçılık yapmayın bak geçmişte Yunus Emre ne güzel Anadolu kimliği ile sevildi. Bizde onun gibi olsak keşke falan. Dedim laf mı lan senin bu söylediğin hem yunus emre dediğin kişi nasrettin hoca gibi hayali birisi. yaşamış mı yaşamamış mı belli değil. şiirlerine bakıyoruz 13. yüzyıldan da var 18. yüzyıldan da akıllar karışık. adam daha yunus emre'yi gerçek sanıyor bize Türk'çülüğü öğretmeye kalkıyor, ne kadar sinir bozucu ya.. cahillik bambaşka birşey, öyle hikayeler dinlemişler ki küçüklükten buyana adaamlar gerçeek sanıyor yaa..neyse...Koreliler soju içip küfelik olmasın da, ben mi olayım? Koreliler intihar etmesin de, biz mi edelim? 'Fakir ama mutlu' kadar, 'zengin ve mutlu' da yalan. Doğru düzgün bir hayatın sırrı DENGE tutturmak bana göre. Birde herşeye rağmen kendi ırkını sevmekte. Ne mutlu Türk'üm diyene.çok pis gaza geldim beee..

kore'de kaldığın mahalleyi anlatır mısın biraz
sinchon dedikleri bir semtte yaşadım. ben seul'de bi ömür yaşasaydım tercihim yine burası olurdu sanırım. yaşadığım semt özellikle kadlığım yurt odası hemen ewha üniversitesinin batı girişinde bulunuyordu. ewha üniversiesi demek tam 1 milyon kız demek:D hemen yukarıda orman ve gecekondu mahalleleri, hemen sol tarafımda ewha üniversitesi ana kapı, sık sık salata almaya gittiğim orange market ve megabox denen sinema salonu vardı, yine megabox'un arkasında tramway istasyonu var, her saat başı seulstation a kalkıyordu. seulstation'a gidip hemen yukarıdaki marketten haftalık alışverişimi yapıyordum. Sinchon'da özellikle 2 tane çok büyük market vardı ama buraya meze ve salatalar için gidiyordum. Yine adresi yurt odamdan tarif edecek olursak hemen sağımda yonsei üniversitesine giden patika. aşağımda korenin en güzel hastanesi severance hospital, onu biraz geçince sinchon merkeze gidiyordum. orada hyundai department store gibi çok büyük bir alış veriş merkezi, metro istasyonu (metro ve tramway istasyonları farklı) buluşma yeri kırmızı dev aynanın olduğu uplex. g-mart denen kat kat büyüklüğünde alt katında ev yapımı pizza bulunan bir market.
acayip gece kulüpleri var. son bir haftadır okulun partilerine aralıksız katılan ben iyi kötü hakim oldum diyebilirim bu gece kulüplerine. o "utangaç" o "sessiz" kore'liler bir içiyor ki, vay arkadaş.. adamlar çok çalışmalarının acısını bu şekilde çıkarıyorlarmış. örneğin ben, rus'ların iki katı kadar vodka içtiklerini bilmiyordum, öğrenmiş oldum. içtikten sonra deliriyorlar tabii. işte gündüzü gecesi böyle çok hoş bir mahallede yaşadım.

oldboy filmindeki beyin olayı nedir?
şimdi şöyle oluyor. bir hanımefendi düşün. mesela ıtırsu hanım olsun. bu ıtırsu hanımın da tonguçcan isminde bir eşi olsun. biz ıtırsu hanıma eşinden bahsederken "ıtırsu hanım senin 'beyin' ne işle meşgul?" tarzı sorular yöneltebiliriz gayri ihtiyari. işte beyin burdaki beyindir. ya izlemeyin böyle filmler psiklolojiniz bozulmasın. hangisi unuttum ama 2 devam filmide vardı ya bunun mrs. vengeance veya diğer mr. vengeance. hani kardeş kardeşee ensest, ne manyak filmdi o be.

kore'de gece hayatı nasıl?
bu gece hayatı lafınada hastayım aslında, tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum bu lafı duyunca. gece dışarı çıkıp sağda solda gezmek mi, biyere takılıp içmek mi yoksa bir kız bulup ücretli ilişki mi buradan anlamam gereken şey ne hiçbir fikrrim yok. ama hepsine birazcık değinecek olursak;
içki ve sigara kullanmıyorum haliyle deli gibi sağda solda içkili mekan arayışında olmadım hiç ama kore içki bakımından adeta bir cennet hatta marketlerde tuborg, efes gibi Türk biralarıda görmüştüm, adamlar ithal bile ediyor, yetmemişse demek ki.
gelelim paraa karşılığı ilişkiye. bu iş para karşlığı yapmak ne biliyim nasıl mide alabiliyor hiçbir fikrim yok ama gördüklerime bakarsak Seul'de bu iş itaewon civaı dönüyor, birde rastgele taksi ile genelev benzzeri bir yer görmüştüm. büyük camların ardında yarıçıplak kadınlar falan. Fuhuş sektörü ile ilgili bir bilgi vermek istiyorum, kore bir yandan sanki şeriat ile yönetilen bir ülke. bu işleri zorlaştırıcı çok fazla kanun, örf ve adet var lakin gizli kapaklı çok büyük kapaklar dönüyor. Yani fuhuş olayı kore'de var lakin japonya, şanghay ve taayland gibi alenen yüzde yüz serbestlik ile yapılmıyor.

önleyici kanunlara rağmen her 25 kadından birinin hayat kadınlığı yaptığı ülke kore. 15-29 yaş arası kadınların 5'te biri bir veya daha çok kere fahişelik yapmış diye birşeeyler izledim kore'de. fuhuştan gelen para balıkçılık ve tarımdan gelen paranın toplamına eşitmiş. Bu para nerden geliyo diye sorarsan koreli kadınlar fuhuş için Avusturalya'ya gidiyorlarmış, Avusturalya'nin koreli kadın fahişeler ile ilgili sorunları varmış, bizdeki Rus fahişe olayı gibi sanırsam.. devletin yaptığı araştırmalara göre 20'li yaşlardaki erkeklerin 5'te biri her ay en az 4 kere fuhşa para ödemekteymiş. daha kötüsü çocuk ve ergen fuhşu da yaygın. her yıl 200,000 genç evden kaçmakta ve çoğu fuhuş ticaretine düşmekteymiş. bir araştırma kaçan kızların yarısının hayat kadını olduğunu gözler önüne seriyor değil mi? evden kaçan bir kız "öğretmenlerim dahil hiç kimse bana fahişelik yapmanın kötü bir şey olduğunu söylemedi" diyordu ben televizyona şaşkınlıkla baka kalmıştım.
ayrıca koreli erkekler güneydoğu asyadan bu amaçlar için çocuklara müşteri oluyor. çocuk cinsel endüstrisinde bölgenin en büyük müşterisi güney koreymiş.. internet bu amaçlar için kullanılıyor ve yer ve fiyat bilgileri yer alıyor. kore'de blog yazarlığı çok önemli, naver da falan herkes baya birşey yazıyor ve okunuyor bbunlar. yine bir blogcu yazısını hatırıyorum fahişeliğin yaygın ve acayip derecede medeni olduğunu söylüyordu.seul'de zenginlerin çoğu seks sektörü ile diğer bir çok ülkeden daha fazla aşina. seks ve güç bu şehirde birbirine çok bağlı diyor. Tayland'a yaptığım gezide şunu gördüm yaşlı yaşlı Koreli adamlar yanlarına 9 ila 13 yaş arası tayland'lı kızları almışlar mide bulandırıyorlardı.
Eğer öğrenciysen bu işlere hiç bulaşma derim. neden kendine bir sevgili bulmuyorsun veya okul civarı geceklüplerine gidebilirsin Hongdae gibi. Beğendiğim bir kıza birşeeyler içmek isteyip istemediğini sorabilirsin..ki yalnız olduğunu belli edip tek başına içersen elbet birisi gelip sorar sana. sonrası sana kalmış. ama paralı olarak hiç bulaşma derim. hem tehlikeli hem sağlık açısından. bir kere oturuyoruz siyah bir panelvan araçtan kısa etekli uzun bacaklı hamımlar yürrüyerek biryer girdi, yanımıza bir adam geldi isterseniz bu kızlardan birini size yollayabiliriz dedi, teşekkür edip istemediğimizi söyledik ama şok olduğum neydi biliyor musun? kore sokaklarında göremediğim derecede çok ama çok güzel ve bakımlı kadınları gördüm orada. yani o kadar güzel olup neden böyle işlerin içinde olur ki insan. o kızlar istediği erkeklee evlenip mutlu mesut bir yuva kurabilirdi, ben mi çok safım diyorum ve hayret ediyorum, ağzım açık kalmıştı kızları görünce. gitmemeniz iyi olur sonuçta merak da bir yere kadar..

kore güvenli bir ülke mi?
seul'de medeni ve yabancı öğrencilerin bulunduğu semtlerden birinde yaşıyorsanız gecenin ikisinde, üçünde sokaklarda tek başlarına gezen iyi giyimli hatunlar görürseniz şaşırmayın. taciz, rahatsızlık verme, kıyafet sebebiyle genç kızı otobüsten indirme ve benzeri aşağılıklar canım memleketimin davarlarına özgülendiği için burada bu tarz olaylarla karşılaşma ihtimaliniz sıfırdır. kore abazanı büyük ihtimalle genelev sokaklarında stresini atmaktadır. fakat, bu tarz yerlere gidenler toplum tarafından dışlanabilir veee kore'nin varoş semt ve şeehirlerinde durum çok farklı olabilir. tacizler, özellikle işyerinde acizler, liseli kızı sokak ortasında kolundan tuup eve atmaya alışan ihtiyar koreli dedeler...ama bunlar maalesef koreli bayanların sorunu, yabancılara bu yzülerini göstermiyorlar ve adeta herşeyi gizliyorlar. hani aşırı dindarların yaşadığı bir mahalleyee bakarsın..aa ne kadan güzel hiç burada pislik, kötü şey olmuyor ersin ama bilmezsin ki o mahallede neler neeler dönüyorda halı altına süpürüyorlar. he kore'de böyle biryer işte...hırsızlık ve yankessicilik olaylarıda çok oluyor burada. yani burada da karakol ve polisler var. dikkatli olun.

uzak doğu halkı nasıl bu kadar hoşgörülü, iyi ve kibar
vietnam savaşı'na abd'nin yanında katılmayı sağlamış ve vietnam savaşına katılan güney kore askerleri kelimenin tam anlamı ile vietnam halkına karşı soykırım uygulamış, öldürmekle de kalmayıp işkence ve tecavüz gibi vahşetlere de imza atmışlar. bunları okuduğumda şok olmuştum. sonra japonların savaşlarda çinlilere ve ruslara yaptıkları (japonlar çinlileri bir savaşta yenmiş ya. merak edenler "1904 1905 japon rus savaşı" diye araştırabilir. okuyunca inamamıştım 300 yıldır her canı istediğinde osmanlıyı gelip perişan eden rusları japonlar mahvtmiş neyse) işte savaşlarda bu halk çok manyak piskopatlaşıyor. öyle böyle değil. buda sanırım çok aşırı milliyetçi hislerinden kaynaklanıyor. yani sen 2 milyon japona desen ki, beyler japonya'nın kaderi için 2 milyonunuz ölmeli. adamlar hiç düşünmüyor bile. çok acayip. gün savaş sonrası hayatlarında ise evet adamlarda bir hoşgörü ve iyyilik var. o zaman dua edelim bu adamlar savaş moduna girmesinler birdaha:D
özellikle kore tarihi işgallerle geçmiş ülke.bu adamlar önceden çin'in işgali altındaymış. Çin silmiş geçmiş bunları. Bir ara moğollar girmiş. Japonlar işgal etmiş, halende japonlarla sidik yarıştırırlar ve pek sevmezler. Şu anda da fiziken olmasa da abd işgali altındalar.
Buna rağmen ilerleyişlerini bir incelemek lazım. Üniversitelerin bu konuda çalışma yapması lazım...

kore'de yabancılara nasıl davranıyorlar?
insanların size olan tepkileri diyelim koreli bir kızı taktınız kolunuza sevgili yarinizde sokaklarda gezerken kesinlikle ilgi çekersiniz. kore'nin erkekleri "bu kız benim yüzüme bakmayıp neden bu yabancıya gitti..." diye içlerinden geçirirler. kızları sizden etkilenirler. boyunuz ve surat yapınız ilgilerini çeker. ama sakın yarinizin yanında mallaşmayın. sizi gören bazı koreliler, size korece "Oh! Weigookin!" yani mealen "ana, yabancı ya bak!" diyebilirler. bu yaklaşım koreliler'in ırkıçılığından değil ama merak ve görmemişliklerinden kaynaklanır. özellikle, yaşlıların sempatik ve komik davranışlarına güleceğiniz kesindir. aman dikkat, pop star ajdar egosu üzerinize yapışabilir! onun dışında yabancıları görmezden geliyorlar genelde:)

kore'de ulaşım durumu nasıl? metro, taksi, otobüs falan.
güzel şehir. ama trafiği berbat. ağlatıyor tek kelimeyle. trafikteyken beleş wi-fi bulup internete girip facebook, twitter'a baktım nan. taksiler ucuz ama trafiğin yoğun olmadığı zamanlarda kullanılması tavsiye edilir. yüzde 90 kredi kartı kullanabiliyorsunuz taksilerde. metrosu çok dallı, budaklı. kaybolmazsınız ama iki transfer noktası arasında yürürken taksim metrosundan meydana 10 kez çıkarsınız. çok uzun. bir de haritaya kore harfleriyle daha büyük yazdıklarından latin harflere odaklanamıyorsunuz. gözlerimi koreli gibi kısarak okumaya çalıştım çoğu kez, her seferinde kendimi matrikste buldum anasını satiyim. resimden alfabe mi olur lan. bu çinliler de aynı. adama şurada ne yazıyor dedim, 4 karakterden "büyük şehir büyük köprü" diye tercüme etti. yuh dedim ama yalandan şöyle "çok iyi ya" dermiş gibi yaptım.

kore'de yabancıların bol olduğu yerler neresi, özellikle türk ürünlerinin bulunduğu yerler
itaewon tabisi... bizim istiklal gibi. gördüğüm kadarıyla her milletten insan var, sokak şarkıcıları falan. "itaewon'da kızlar teklif ediyormuş" geyiği dönüyor. yolda yürürken önümdeki bebe "dün akşam kızla dans ediyordum, başka 3 kız bana yazdı" diye ballandıra ballandıra anlatıyordu arkadaşlarına. hadi lan diyesim geldi ama ingilizcesi kavga sebebi diye öyle geçtim yanlarından. ama şunu söyleyebilirim, gündelik hayatta göz göze gelmekten imtina eden kore hatunları gece olunca bildiğin atmaca gibi bakıyorlar sağa sola. efsane gerçek olabilir, bilemedim. tabi yine Türk lokantaları ve yabancı hertürlü ürün yine bu itaewon'da.

kore'ye gittin iyi mi oldu?
çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu taam mı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder